|
Sanatını ve sanatçılığını "Hayalperest bir çiftçiyim, resimlerim topraklarımdır." Sözü ile açıklayan ressam Ekrem Kahraman ile "Buraya resim alıcısı giremez!" dediği atölyesinde sohbet ettim. Tarsuslu olan Kahraman hâlâ yöresinin ağzıyla konuşuyor: Öz Türkçe'ye mahsus bir telaffuz biçimi olana "nazal N"yi (n ile ğ arası bir harf) çok tabii bir biçimde kullanıyor. Son derece tabii ve rahat. Söylediklerine inanıyor ve arkasında duruyor. Türk resim sanatı üzerine hem estetik, hem biçim yönünden katkı sağladığı aşikar biçimde belli oluyor.
Sanatçı ile konuşmamız şu çerçevede şekilleniyor:
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Sohbeti açmak için pek klasik bir sual olan "Neden ressam oldunuz?" ile başlasam neler söylersiniz?
EKREM KAHRAMAN: Çeşitli zamanlarda söyledim. Resme yetenekli olduğumdan veya resim yapmak istediğimden dolayı değil, filozofluktan dolayı sanatçı oldum. Ortaokuldan beri genel anlamda sanata düşkündüm. Edebiyat şiir, düşünce dergilerindeki yazılar, bunların içine çini mürekkebi ile çizilen desenler... Bunlardan etkilendim. Daha sonra "Bunları ben neden yapmayayım?" diye kendi kendime sordum ve yavaş yavaş resim sanatına geldim.
Den düşündüğüm için resim yapıyorum! Filozofluğumdan dolayı... Yani bazılarının söylediği gibi yeteneklerimin oluşturduğu planlanmış bir şey değil. Dünya ile ilgili duyumlarım, düşüncelerim var.
Bu nedenle, o düşüncelerimi, kendi becerebildiğim ve resim dilinin olanakları imkan verdiği sürece sanat eseri olarak üretiyorum.
Dünyada savaşlar var, insan topluluklarının büyük sıkıntıları var... İnsanoğlunun açlıkları, dünya ile ilgili hayalleri, ütopyaları var. Bunlar zaman zaman çatışmalara sebep oluyor. Ülkeler düzeyinde ciddi savaşlara sebep oluyor. İnsanlar birbirlerine kırıp geçiriyorlar. Yok ediyor... Hırs, öfke, tutku ve insana ait bütün düşünce ve fiiller bir yok etme yarışına dönüşüyor.
Ben de diyorum ki, dünya çok geniş ve büyük. İnsan nüfusu ne kadar artmış olursa olsun, teknoloji dünyayı ne kadar tahrip ederse etsin, hala daha hepimize yeter. Barış içinde yaşayabiliriz. Çünkü kapasitesinin çok azını kullanıyor insanoğlu. Bu sebeple resimlerimde ıssız dünya görüntüleri çiziyorum. Bunlarla dünyanın hala doldurulamadığı, atıl bir çok alanını bulunduğu gibi bir düşünceyi tuvale aktarıyorum.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Yani eserlerinizde anlattığınız yerler Türkiye değil, tüm dünya sathı mı?
EKREM KAHRAMAN: Dünya tabii ama şunu söyleyeyim. Nerede bulunur isek bulunalım, o yer dünyadır! İnsan bulunduğu yerden bakar! Amerikan Başkanı iseniz oradan bakarsınız, Türk Cumhurbaşkanı iseniz Çankaya'dan, vatandaş iseniz vatandaş bakış açısından bakarsınız. Bastığınız yerden bulunduğunuz yerden bakarsınız. Ben bu ülkenin bir sanatçısıyım ve aydınıyım. Dolayısıyla da bu perspektiften bakıp eser üretiyorum. Ben Tarsusluyum. İlk resimlerim Çukurova'dan yola çıkarak üretilmiştir...
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Peki daha sonra?
EKREM KAHRAMAN: Önceleri düşünceye dayalı resimler yaparken daha sonra geçmişime dayalı resimler yapmanın çizgisine kendiliğinden gelip girdim.
Sonra o Çukurova resimleri dönemimdeki resimlerimin benim çocukluk belleğimde kalmış görüntüler olduğunu fark ettim. O hayalden tekrar bu ülkeye ve dünyaya geldim ama yaptıklarım illa da bu ülkenin folklorik değerleriyle ilgili değil. Evet Çukurova'ya ait bazı imgeleri, simgeleri kullanarak dünyaya ait bir resim meydana getirdim. Bakılabilir nesne haline getirdim...
İlginçtir 1993 yılında İsveç'te Stockholm'de bir sergi açtım. O zaman Danimarka'nın önemli bir sanatçısı bu sergiden dört yıl sonra benim resimlerimdeki imgeleri kullanarak bir resim yaptı. Benim taş imgelerimi o ressam resimlerinde aynen kullandı.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Resimlerinizdeki taş imgelerinin kökeni nedir?
EKREM KAHRAMAN: Bu bizim Anadolu'daki taş dizilişleriyle ilgilidir. Ağaçların etrafına daire şeklinde dizilir taşlar ya! Bunlara kireç filan dökülür, haşarat ağaçlara zarar vermesin diye. Ben onlardan esinlenerek resimlerime koydum. Bu da şunu gösteriyor: Siz nerede bulunursanız bulunun, kullandığınız imgeler folklorik de olsa her toplumun kendine ait kültürü vardır ve bu kültür samimi ve sahici olduğu sürece, siz ona bu aynı şekilde sahip çıktığınız sürece dünyanın başka taraflarını etkilemeniz mümkün. Doğal olarak etkileniyorlar...
Dolayısıyla benim bu resimlerim tabii ki, Türkiye ama Türkiye'den dünyaya baktığımde dünyayı böyle görüyorum ve içinde bunuduğum poziyon da bu açıkçası.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Türk mimarisi, edebiyatı, tiyatrosu, resim ve diğer pek çok sanat alanı hem Osmanlı ve hem de Cumhuriyet dönemlerinde çok ciddi tesirler altında kaldı. Ters tesirlerdir bunlar. Milli (ulusal) sentezini gerçekleştiremeden hemen yeni gelen akımlara kapılıp bir başka tarafa eğiliyor. Söylediklerimizden, "Ben esen rüzgara göre eğilip bükülmüyorum. Kendi sentezimi gerçekleştiriyorum" mânâsını çıkarabilir miyiz?
EKREM KAHRAMAN: Böyle yorumlanabilir tabiî ama benim böyle bir iddiam yok biliyor musunuz? Neden yok? Ben ulusal çizgide bir insanım. Ben dünyanın hangi ülkesi olursa olsun, bir ülkenin kalkıp başka ülkelere yasa şart koşmasının, onların ne ekip biçeceğine veya sanatta neler yapıp yapmayacağına karışmasına şiddetle karşı çıktığım ve şiddetle nefret ettiğim bir durumdur.
Dolayısıyla ulusal bir sanat yapıyorum diyorsanız, burada sanki dünyaya kapalı bir durum varmış gibi algılanıyor. Bunun için ben bu kelimeyi kullanmıyorum.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Neyi kullanıyorsunuz o halde?
EKREM KAHRAMAN: Ben neysem oradan bakıyorum. Şu anda ben bu coğrafyadan Türkiye'den bakıyorum. Türk halkının kültürünü benimsiyorum. Fakat Batı ile ilişkiler konusunda da, Batı'nın ürettiği değerler toplamını görmezden gelmiyorum. Gelemeyiz.
Biz bilgi alabiliriz, yaratma sürecinde kullanabiliriz ama kültür olarak bize aitmiş gibi davranmak sahte, yapay, yapmacık bir şey olur. Aynı şekilde onlar da bizden alsalar kopya etseler bizden onlar için de yapay bir iş olur. Toplumları ile bağlantı kuramazlar.
Örneğin yeme içme kültürümüz ne kadar farklı ise mesela bir Danimarkalı'nın sokakta davranışı, yürüyüşü ile bir Türk'ün davranışları ve yürüyüşü arasında bile dağlar kadar fark vardır. Bakışları bile farklıdır.. Dolayısıyla bu kadar sahici şeyleri hayatımızda yaşıyorsak sanatta da yaşamalıyız...
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Örnek verecek olursak?
EKREM KAHRAMAN: Örneğin yağlıboya! Bizim sanatımızda böyle bir malzeme yoktu. Batının da yoktu. Batılı sanatçılar 17, 18. yüzyılda yağlıboya kullandı. Ondan önce yumurta akı ile toz boyayı karıştırıp bazı kimyasallar katıp bu malzemeden sanat üretiyorlardı...
Dolayısıyla malzeme, teknik, üretimle her türlü maharet bilgi öğrenilen bir şeydir ama ruh taklit edilemez. Çünkü sanatın bir ruhu vardır! Batı sanatının da ruhu vardır. O ruhu taklit ediyorsanız tehlike işte o zaman başlar. Buna şiddetle karşı çıkmak gerekir.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Batının ruhunu taklit edenler var mı? Bu taklitçilerin oranı ne kadar?
EKREM KAHRAMAN: Tabiî ki, tabiî ki! Türk resminin neredeyse yarısı, Amerikalı, Alman, Fransız gibi, dünya resim piyasasındaki belli başlı şöhret kazanmış kişilerin Türkiye'deki temsilcileri durumunda.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Bunlar bilinçli bir şekilde mi gerçekleşiyor yoksa etki altında mı kalmışlar? Bu önlenebilir mi?
EKREM KAHRAMAN: Çok fazla etkilenmiş oldukları bir gerçek. Bunlar önlenebilir mi? Önlenebilir şeyler değildir. Bilinçli veya bilinçsiz olduğu gibi salakça bir özenme de olabilir. Fakat tarih bunları ve sahici olmayan her şeyi ayıklar. Ha bu durum sadece Türk resminde değil tüm dünya resminde var ve geçerli...
Avrupa'nın problemi de Doğu'dan aşırması. Mesela "Kübik sanat", Batılılar'ın "Yamyam" dedikleri Afrikalılar'ın büyü yaparken kullandıkları masklardan etkilenerek ürettikleri bir sanat akımıdır.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Bizim etkilenmemiz Cumhuriyet döneminde mi, yoksa Osmanlı döneminde mi daha fazla olmuştur.
EKREM KAHRAMAN: Her iki dönemde de meydana gelmiştir etkilenme. Hatta hayatımızın her alanında vardır. Gündelik yaşantımızda alaturka-alafranga zıtlığı her alanda kendini gösterir...
Ancak gündelik hayatta kullanılan eşya ve teknoloji alınabilir ve kullanılabilir. Televizyon böyledir, yemek masası, sandalye, etajer böyledir ve araçtır. Ama resim araç değildir! Resim ruhumuza girer. Şiir, edebiyat, sair sanatlar araç değildir, doğrudan ruhumuza hitap ederler. Sanat ruhtan çıkar o araç ve malzeme dediğimiz teknik nesneler ve yöntemlerle oluşturulur ve doğrudan ruhumuza gider...
İşte bu yüzden ruhunuzu kaybederseniz her şeyinizi, kimliğinizi kaybedersiniz. Yoksa şimdi biz kılık kıyafete takılıp kalmadık değil mi? Ben babam gibi şalvar giysem ama ruh ve kimliğimi kaybetmiş olsam, istediğim kadar babam gibi giyineyim. Ne fark eder ki!
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Peki bu kişilik ve ruh kaybı, diğer sanat alanları ile mukayese edildiğinde bir oran verebilme imkanı var mı?
EKREM KAHRAMAN: Sanıyorum en çok bizim alanda vardır. Neden biliyor musunuz? Çok seçkin çok dar bir alana hitap etmesinden.
Mesela geniş kitlelere hitap eden müzik de Batılı etkiler altındadır ama o alanda fazla yaşayamaz Batılı etkiler. Çünkü sonuçta geniş kitleler onu para verip satın almadığı sürece istediğin kadar taklit et... Satmaz!
Ama resim öyle değil. Batı ile işbirliğine girmiş. Batı ile içli dışlı bir yaşam oluşturmuş. Batıyla ruhlarını neredeyse eşitleştirmiş üst tabakaların alanına hitap ediyor..
Yani benim şu resmim (bir tablosunu gösteriyor) gelecek yıl AKM'de sergilenecek ve 20 milyar lira fiyat konacak! Halktan kim bu parayı verebilir. Verse verse yine o paralı ve batıyla içli dışlı kesim verir bu parayı ama orada da şöyle bir şey var. Parası olan bu kişiler ise Türkiye'ye ilişkin algı ve görüntülerden kaçmaya çalışıyorlar. Kendilerinin "kıro" veya köylü olarak algılanacağını düşünüyorlar. Türkiye garip bir ülke...
Henüz ilkokulu bitirmeden gayrı meşru yollardan para kazanan o kadar çok kişi var ki, o paraları yatırdığı eserlerde kendi köyüne, kendi mahallesine, kendi ülkesine ait imajlar görmek istemiyor. Açık açık şunu söylüyorlarmış galericilere: -Yahu işte var ya şöyle moderen.. -İşte bu modern! -Yok işte hani şu hiçbir şey anlatmayan resimler var ya... Onlardan istiyorum..
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Sizce Sebebi nedir?
EKREM KAHRAMAN: Kendi köylülüğünden, geçmişinden ve kendi kendinden kaçıyor. Bunları hatırlamak istemiyor.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Resim sanatının talibi belli bir sosyete söz konusu. Yani ressamlar, pazarlamacılar ve talep edenler var.. Çok yetenekli bir genç, bu sosyeteye, bu galericilere kendini nasıl kabul ettirebilir?
EKREM KAHRAMAN: Böyle bir derdi olanlar ne yapmalı bunu bilmiyorum ama ben iyi bir örneğim. Başkaları resimlerimi alacak, çok yüksek meblağlara resim satacağım, tanınmış biri olacağım diye bir derdim yok.
Ressam, atölyesinde ibadet ediyormuş gibi sanat üretmelidir. Çünkü ibadet eden bu ibadeti bir karşılık için yapıyorsa Allah ile arasına menfaat girmiş demektir. Sanatçı da şöhret ve parayı düşünerek resim yapıyorsa sanatı ile arasına menfaat girmiş olur ki, o zaman iş sanat üretmekten başka bir şeye dönüşür.
Genç bir ressam neye inanıyorsa, içinden ne geliyorsa onu yapmalıdır. Ben böyle yapıyorum. Ha bu anlaşılmıyor olabilir. Hiç umurumda değil. Bir gün anlaşılır. Tarihe baktığımız zaman dünya bununla doludur. Dünya dönüyor diyenleri tarih haklı çıkardı.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Sanat ve sanatçı böyle. Peki sanatın yönünü belirleyenlerin şekli şemaili nedir?
EKREM KAHRAMAN: Şimdi Türkiye'de devlet ve varlığı yerinde olanlar gerçek anlamda sanata talip olup bunu destekleselerdi Türkiye'de durum bambaşka olabilirdi. Çok bilinen bir hikâye. İşadamı Japonya'ya gidiyor ve orada büyük sanayicilerin koleksiyonlarını görünce "Ben neden yapmayayım?" diyor. Gelip koleksiyonculuğa başlıyor. Şimdi bu tip insanlar şimdi sanatın kalitesini, niteliğini ve yönünü de belirlemeye çalışıyorlar.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Bu çok sağlıksız bir şey değil mi?
EKREM KAHRAMAN: Elbette. Her türlü yönlendirme sahiciliğe, doğallığa vurulan bir darbedir. Sahiciliğini kaybetmiş bir sanat ayakta duramaz. İster devlet olsun, ister para sahipleri, isterse sanatçının kendisi! Sanat ruhla yapılır, şöhret için, tanınmak, bilinmek için, hava atmak için yapılmaz. Ruhu olan bir şeyi bu şekilde kullanamazsınız. Sahiciliğini kaybeder ve zamana direnemez.
COŞKUN ÇOKYİĞİT: Bu güzel sohbet için teşekkür ederiz.
KAHRAMAN'IN ÖDÜLLERİ
1983 IX. Akdeniz Festival Resim Yarışması Ödülü 17. DYO Resim Yarışması Ödülü Ev-Ofis Dergisi Başarı Ödülü 3. Vakko Büyük Resim Yarışması Ödülü 1984 1. Talens Resim Yarışması Ödülü 1986 3. Yunus Emre Resim Yarışması Ödülü 1988 Orman Genel Müdürlüğü Resim Yarışması Başarı Ödülü 5. Yunus Emre Resim Yarışması Ödülü Avanos Belediyesi Çağrılı Sanatçılar 2. Ödülü Beyaz Altın Resim Yarışması 2. Ödülü 2. Tekel Resim Yarışması 2. Ödülü 22. DYO Resim Yarışması Ödülü Kazlıçeşme Resim Yarışması Ödülü 6. Yunus Emre Resim Yarışması Ödülü 1991 Denizli Ana Sigorta Resim Yarışması Ödülü Adana Çimento Resim Yarışması 2. Ödülü
KAHRAMAN HAKKINDA YAYINLANAN KİTAPLAR-KATALOGLAR
1989 "Sonsuz ve Çıplak" (Mehmet Ergüven, Prof. Dr. Neriman İbrahim Oluklu, İbrahim Çiftçioğlu, Sanat Yapım Atölye- Galeri, Ankara 1991 "Gerçek ve Düşlem Çaprazında Bir Doğa Şiirinin Anatomisi - Ekrem Kahraman" Kaya Özsezgin, Bilim Sanat Galerisi, İstanbul 1998 "Düşlerin Çiftçisi" -Posterbook- Marliyn Hanson, Kaş Sanat Galerisi, İstanbul 2OO2 KAHRAMAN I, II cilt. Kaya Özsezgin, Mehmet Ergüven, Levent Çalıkoğlu, Özdemir İnce, Zafer E. Bilgin, Turgay Gönenç, Barış Sarıbaş, Tuncay Takmaz, Ümit Gezgin, Bilim Sanat Galerisi, İstanbul 2OO2 Aradığın Yerlerde Değilim Artık, (yaşamı,kişiliği,sanatı) Bilim Sanat Galerisi, İstanbul 2OO3 KAHRAMAN , Ümit Gezgin, Çağla Cabaoğlu Art Gallery, İstanbul
KAHRAMAN'IN KİTAPLARI
1985 Sessiz Bir Aşkı Dillendirmek (şiir) İlgi Yayınları, İstanbul 1987 Rıhtım ve Ihlamur (şiir) Alaz Yayınları, İstanbul 1992 Fısıltılar ve Çığlıklar (şiir) Romans Sanat Yapım Yayınları, İstanbul 1994 Kelebek Darbımeseli Romans Sanat Yapım Yayınları, İstanbul 2002 Ateşin Peşinde Ekrem Kahraman (yaşam, sanat, ideoloji) Bilim Sanat Galerisi, İstanbul 2002 Aşk olsun Hayat, Ekrem Kahraman (toplu şiirler) Bilim Sanat Galerisi, İstanbul
KAHRAMAN'IN FİLMLERİ
2002 Ekrem Kahraman: Hayalperest Bir çiftçiyim Ben! 25 dk. Yönetmen : Birsen Hatipoğlu
2005 Kendimize Ait Ovalarda, Kendimize Ait Dağlarda (Barış Sarıbaş ile birlik te) 58 dk. Yönetmen: Süreyya Ahıskalıoğlu
Ekrem Kahraman ve eserleri hakkında daha geniş bilgi için şahsi sitesini ziyaret edebilirsiniz.. http://www.ekremkahraman.com |