çavdar tarlasındaki asi

çavdar tarlasındaki asi 7 Ekim’de vizyonda

By editor

Posted in , , | Tags :

çavdar tarlasındaki asi 7 Ekim’de vizyonda

Rebel in the Rye

Yazan&Yöneten: Danny Strong

Görüntü Yönetimi: Kramer Morgenthau

Yapımcılar:  Bruce Cohen, Thad & Trent Luckinbill, Jason Schuman, Molly Smith, Danny Strong

Müzik: Bear McCreary

Kurgu: Joseph Krings

Oyuncular: Nicholas Hoult, Kevin Spacey, Sarah Pauson, Zoey Deutch

Süre: 106 dakika

Yapım Yılı: 2017

Ülke: ABD

Filmin Konusu

Efsanevi J. D. Salinger’ın dünyası, çağımızın en şöhretli, tartışılan ve bilmecelerle dolu yazarlarından birini şekillendiren deneyimleri gün yüzüne çıkaran bu filmle hayat buluyor. Renkli 20. Yüzyılın ortalarında, New York’ta geçen Çavdar Tarlasındaki Asi, genç Salinger’ın (Nicholas Hoult) sesini arayışının, sosyete meşhurlarından Oona O’Neill (Zoey Deutch) ile yaşadığı gönül ilişkisinin ve İkinci Dünya Savaşı cephelerindeki mücadelesinin izini sürüyor.

Bunlar, ona bir gecede şöhretin -iyi ve kötü- kapılarını aralayan ve onu hayatının kalanında toplumdan uzak bir yaşam sürmeye iten başyapıtı Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı ortaya çıkaran deneyimlerdir. Kevin Spacey ve Sarah Paulson’un da oyuncu kadrosunda yer aldığı Çavdar Tarlasındaki Asi, Amerikan edebiyatının kurallarını yıkıp, yeniden tanımlayan, çok az kişinin anladığı bir dâhinin hayatına etkileyici bir pencere açıyor.

YÖNETMENİN NOTU

Yönetmen Danny Strong’un Salinger’la ilk karşılaşması 14 yaşında, “Çavdar Tarlasında Çocuklar”ı okumasıyla oluyor. “Hislerimi yansıtan ilk kitaptı,” diye hatırlıyor Strong. “Karakterin sesi, diğer kitaplarda hissetmediğim derecede gerçekçi ve hakiki gelmişti bana. Ayrıca o zamana dek okuduğum en eğlenceli kitaptı. Hala da öyle olabilir.” Strong, hayatı boyunca bu hikayeyi ve yazarını yanında taşıdı ve sonunda, bir Amerikan ikonuna dönüşen, münzevi hayatıyla meşhur yazarın Kenneth Slawenski tarafından yazılan biyografisi “J.D. Salinger: A Life”ın haklarını satın aldı.

“Salinger’ın bir yazar olarak deneyimlediği; bir fikir bulmaya çalışmak, kendi hayatından ilham almak, reddedilmeyle başa çıkmak, notlar tutmak ve yazmanın kişisel hayatını etkilemesi gibi birçok şeyle bağ kurdum,” diyor Strong, bu kitabı senaryolaştırma sürecinden bahsederken: “Salinger’ın hayatını anlatmak isteyen her senaristin onun deyimlerinden çıkaracağı pek çok evrensel şey var. Başına gelen olayların çoğu aşırı dramatik ve eşsiz.” Strong, filmin yapımı için, senaryonun yazılma sürecinden itibaren projeden haberdar olan Jason Shuman ile işbirliğine gitti. “Senaryoyu okumak ve filmi nasıl yapacağımızın yollarını aramak için gün sayıyordum,” diyor Shuman. İkili daha sonra birlikte Bruce Cohen (AMERİKAN GÜZELİ, MILK, UMUT IŞIĞIM) ve Molly Smith, Trent Luckinbill ve Thad Luckinbill’li Black Label Media’yı  (SICARIO, YENİDEN BAŞLA, LA LA LAND) projeye dahil edip, çabucak bütçeyi oluşturmaya ve oyuncu seçim sürecini başlatmaya girişti.

OYUNCU SEÇİMİ

Toplumdan uzak yaşamı ve esrarengiz kişiliyle bilinen Salinger, ÇAVDAR TARLASINDAKİ ASİ’de endişeli ama oldukça çekici, yirmi yaşında bir genç olarak tanıtılıyor. Strong, Slawenski’nin biyografisini senaryolaştırırken Salinger’ın hayatındaki (iyi ve kötü) olayların, yaratım sürecine nasıl etki ettiğini ve çalışmalarını nasıl şekillendirdiğini anlamaya başladı. “O parlaklığı dışa vuracak birini arıyordum ve Nicholas Hoult, bu karaktere hayat verecek genç dehaydı,” diyor, Salinger’ın öfkesi ve asiliğinin çalışmalarına katkısını göstermek isteyen Strong.

“Kısa kariyerinde Nick, birbirinden farklı rollerin altından kalkabileceğini gösterdi,” diyor Shuman. “J.D. Salinger’ın sahip olduğu her şeyi sahiplendi; çekici, alaycı ve zehir gibi bir karakter yarattı. Bu role tutkuyla bağlandı,” diyor Thad Luckinbill. Bilinen birkaç fotoğrafı ve biyografisi olan ama hiçbir videosu veya ses kaydı olmayan Salinger’ı oynamanın hem zor, hem de kolay tarafları oldu. Hoult, karaktere kendi vizyonunu katma özgürlüğünü yakaladı. “Hayatını büyük bir yoğunluk ve tutkuyla çevrelemiş ve yaptığı işte başarılı olmuş birine hayat vermek, hem heyecan verici hem de korkutucu,” diyor Hoult.

“Stilinden ödül vermeden canının istediğini yapıyor. Yazdıklarının hakiki olmasını istiyor,” diyor Hoult canlandırdığı ikon hakkında. “Onunla hemfikir değilseniz ya da ona yardımcı olmak istemiyorsanız size bileniyor ve asla acımıyor.” Salinger’ın Columbia Üniversitesi’nde geçirdiği zaman içinde ondaki cevheri keşfeden Whit Burnett ve bu rol için Kevin Spacey’nin seçilmesi hakkında Strong şunları söylüyor: “Whit’in Salinger’a gösterdiği ilgi ve “sert sevgi”yi göstermek için Kevin Spacey’den daha iyi bir seçim olamazdı.

Spacey, görünüşte sert duran bir karakterin içtenliğini ve gerçekçi tutkusunu da koruyabiliyor. “ Salinger’ın kariyerinde ilerlemesini sağlayan isim, menajeri Dorothy Olding’di. 1940’larda erkeklerin domine ettiği yayıncılık sektöründe, kendi şirketinin başındaki Olding’in yoğunluğunu perdeye en iyi taşıyabilecek isim Sarah Paulson’du. “Duruşu, hareketleri , Nick ve Kevin gibi oyuncularla uyumu o kadar iyiydi ki, Sarah tam bir deha,” diyor Strong. Salinger’ın ilk aşkı, filmde Zoey Deutch’un canlandırdığı Oona O’Neill’dı. “Bu ilişki, Salinger’ın sandığından daha ciddiydi ve başından sonuna öylesine fırtınalıydı ki sonunda Salinger’ın kalbi çok kırıldı,” diyor Hoult.

Thad Luckinbill, rol için Zoey’yi seçmelerini şöyle anlatıyor: “Zoey muhteşem bir genç oyuncu. Onun okumalarına katıldığım için çok şanslıydım Performansı ağzımızı açık bıraktı. Uzun zamandır görmediğimiz eski New York’u bize taşıdı. Böylesi genç bir oyuncunun bunu yapabilmesi harikaydı.” Salinger’a hayatı zorlaştıran babası Sol’u ise Victor Garber canlandırıyor. “Victor karekterin her yönünü bize sundu. Sol, birçok yönden Salinger’ı mutsuz etse de Victor, bu karakteri saf, kötü bir baba karakteri olarak çizmek yerine onun ince ve düşünceli yanlarını gösterdi,” diyor Hoult. Salinger, babasıyla yaşayamadığı yakınlığı, annesi Miriam’le olan ilişkisinde yakalamış. “Hope Davis Miriam karekteriyle, Jerry’nin tüm hayatına sinen anne-oğul ilişkisini ekrana taşıyor,”diyor Strong. “Miriam, savaş dönemi dahil, her zaman oğlunun arkasında duruyor. Bu ilişkinin, Jerry’nin yaşadığı gelgitlerde hep yanında olduğunu görmek hoş bir şey.”

ÇEKİMLER

Bir dönem filmi çekmek istemeyen Strong şöyle diyor: “Amacımız, dönemi göstermek ama aynı zamanda hikayeye zamansız bir nitelik katmaktı. Aynı anda hem özgünlüğümüzü korumak, hem de filmin mesajının herhangi bir yazar, yer veya zaman hakkında olabileceğini göstermek istedik.” “Saul Leiter’in, insan labirentlerinden kurulu New York’taki bireysel izolasyonu yansıtma şekline bayıldım,” diyor Strong estetik tercihlerini açıklarken. Sanat yönetmeni Dina Goldman şu sözlerle Strong’u destekliyor: “Filmin her safhasında olduğu gibi bizim yaptığımız araştırma da, filmi daha ileriye taşımaktı.

çavdar tarlasındaki asi fragman

Share this story

btt