Sanat Müzesinin Rolü

Sanat Müzesinin Rolü

By editor

Posted in , | Tags : , , , , , ,

Çağdaş Toplumda Sanat Müzesinin Rolü

Çağdaş bir toplumda sanat müzesi o toplumun maddi kimliğini oluşturmasında, korumasında ve bu kimliği uluslararası düzeye taşımasında en büyük etmenlerden biridir. Toplumun ortak yüzü-birikimi ve ortak ideali-iddiası o toplumun sanatına yansır. Sanat müzesi de bu olgunun vitrinini oluşturur.

Sanat müzesi olmayan bir toplum zaten çağdaştan sayılmaz, sayılmamalıdır! Çağdaşlığın bir ölçütü de toplumun ne kadar artı ürüne sahip olduğu ve bunu nasıl değerlendirdiğidir. Bilindiği gibi bir sanatçı toplumun ürettiği artılarla yaşamını sürdürür. Sonuçta sanat olmazsa yaşanmaz bir olgu değildir. Ama bir toplum karnını rahatça doyuruyorsa sıra ruhu doyurmaya gelir. İşte aslında sanat eseri aynı zamanda toplumun refah düzeyinde ne derece gelişme gösterdiğinin bir göstergesi, bir prestij meselesidir. Çağdaş olma iddiasıyla uluslararası platforma çıkan bir ülkenin sanat müzesi yoksa, gelişmemişse ya da sayısı azsa bu ülke diğerlerinin arasında kendisini gösteremeyecek ve kabul görmeyecektir.

Ülkemizi ele alırsak önde gelen aileler yabancı iş ortaklıkları vesilesi ile bunun çağdaş toplumlarda ne derce önemsendiğinin farkındalığı ile sanat koleksiyonlarını müze çatısı altında toplamayı seçmişler. Böylece sadece sanat koleksiyonu oluşturmak değil onu topluma mal etmenin uluslararası iş dünyasında onlara prestij kazandıracağını anlamışlardır. İşin ekonomik boyutunu konuşacak olursak sanat müzesi yabancı sermaye gözünde çağdaşlık, prestij ve güven anlamına gelmekte ve yapılacak iş ortaklıklarında rakipler karşısında avantaj sağlamaktadır.

Batı ülkelerinde sanat müzeleri önünde oluşan uzun kuyruklar ve bunların çoğunun yabacılardan oluşması sanat müzelerinin o ülkenin turizmi açısından ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. Bugün Louvre Müzesi’nin adı, içerisinde bir çok arkeolojik eser barındırmasına rağmen Da Vinci’nin Mona Lisa’sıyla birlikte anılır. Bu tablonun önünde fotoğraf çekmek isteyen kalabalığın bir bölümünün sırf Mona Lisa’yı görmeye geldiğini söylemek yanlış olmaz…

İşte böyle bir baş yapıtı tanımlamak konserve etmek, sunuşunu layığıyla yapmak için donanımlı bir müze, sanat üzerine uzman bir müze ya da bir sanatçı adına kurulacak bir müze gerekir. Gerçi modern sanat müzeleri yaptıkları retrospektiflerle bir sanatçının bütün dönemlerini baştan sona ele alma işlevini süreli olarak yerine getirebilmektedir.

Sanat müzeleri çeşitli eserlerin izinin sürülmesi, tarihlendirilmesi, korunması, restorasyonunun yapılması gibi konularda sanata olduğu kadar sanat tarihine de katkıda bulunur. Sanat müzesi sanatın tarihini yazmada başvurulacak en önemli kaynaktır. Tuttuğu envanter ve çalıştırdığı uzman kadroyla bir sanat eserinin en güvenli referansıdır. Kim hangi tarihte ne üretti? Özellikle modern sonrası sanatta en büyük sorunlardan biridir bu. Dolaysıyla günümüzün tarihi yazılırken modern sanat müzelerinin ve onların koleksiyonlarının referans olarak alınacağını düşünmek yanlış olmaz. Sanat nedir? Ne değildir? Kim sanatçıdır, kim değildir? sorularının cevabı verilirken sanat müzelerinin birikimleri esas alınacaktır.
Yaşayan bir sanatçı için eserinin sanat müzesinde yerini alması büyük bir prestijdir. Sanat Piyasası olarak tabir ettiğimiz ticari ortamda eserin maddi değerini arttırdığı dolayısıyla sanatçının yaşam ve üretim koşullarını iyileştirdiği gibi koleksiyonerler nezdinde prim sağlar. Sanatçının yurtdışına açılmasında rol oynar.

Sanat müzelerinin bütün müzelerde olduğu gibi eğitim misyonunun varlığını da belirtmek gerekir. İnsanlar geçmişten beri ne düşündüler, ne hissettilerse bunu görsel olarak sanat yoluyla dışa vurdular. Bizi bugüne taşıyan geçmişimizde neler oldu? Hayat, değerler, görüşler nasıldı? Biz sonraki kuşaklara ne bırakacağız? İşte bütün bunların görsel kaydı ile sanat müzesi başlı başına bir eğitim kurumudur.

Bir toplumun kimliğini oluşturmada, dünyaya gösterilen yüzü olmada, bu kimliği ve yüzü geleceğe taşımada bu kadar önemli olan, bunun yanında ülke ekonomisine dolaylı olarak katkısı bulunan, üretilen kültürün vitrini sanat müzesi olgusunun Türkiye’mizde de ele alınmaya başlaması sevindirici bir gelişme olmakla beraber henüz yeterli değildir. 2010 İstanbul Kültür Başkenti gibi projelerle sanat müzesi sayısının artmasını diliyoruz.

Banu Küçüksubaşı

Share this story

btt