Maniyerizm Nedir? | Ressamları Kimlerdir?

Maniyerizm

Maniyerizm İtalya’da 16. yy. ile 17. yy’da, Rönesans ve barok sanatları arasında büyük ilgi gören sanat hareketidir. 1515’ten 1535-1540’a kadar, Rosso’nun, Giulio Romano’nun, Parmigianino’nun, Pontormo, Beccafumi gibi sanatçıların yapıtları, akımın bütün İtalya’da şiddetle ve tutkulu bir biçimde ortaya çıkmasının belirtisidir. 1540’tan 1570’e kadar süren ikinci bir hareket de, akım doğrultusundaki resmin İtalya dışındaki yayılımını gösterir. El Greco’nun eserleri, biçimlerin uzaması ve uzamsal gerçekdışılık bakımından yer yer barok ve maniyerizme bağlandı. Kimi eleştirmenler bu sanatçının resimlerini, maniyerist ve özellikle de gözüpek bir anlatım olarak değerlendirmelerine neden olmuştur.

Vasari’den başlayıp Bronzino, Daniele da Volterra, Francesco Salviati’den geçerek Bassano diye anılan Jacopo da Ponte’ye kadar uzanan sanatçılar, aristokratlara seslenen, amaçları açısından daha az kaygı verici, ama ilk döneminkinden daha çok soğuk, ayrıca doğallıktan uzak, yapmacıklı bir akımın oluşmasına katkıda bulundular.

Avrupa’ya Yayılması

Bu sırada, ilk İtalyan maniyerizminin yayılmasında, gravür sanatı büyük rol oynadı ve hareket 1560’a doğru Fransa’dan öbür Avrupa ülkelerine yayıldı. Fransa’da Fontainebleau okulu ressamları ve en başta da Rosso ile Primaticcio son derece özgün, aynı zamanda da maniyerizm ve Rönesans sanatını yansıtan bir dekoratif sanatın yaratıcıları oldular. Anvers’teki pek çok atölyenin benimsemiş olduğu maniyerizm eğilimi, Flandre’da, Jan Matsys ve Frans Floris de Vriendt ile kendini gösterdi.

İtalya’da ise (biri Cenova, öbürü Roma) oluşturdukları üsluplarıyla Fontainebleau okulunun sanatına yaklaşan “romanist” Flaman ressamların atılımlarıyla kendini gösterdi. Anvers’ de gelişen romanist hareket, kısa süre içinde Hollanda’da, Haarlem ve Amsterdam okullarına yayıldı. Ve buralarda sırasıyla Maerten Van Heemskerck ile Jan Van Scorel tarafından temsil edildi. 1570′ ten 1610’a kadar maniyerizm son dönemini yaşadı. Ve bu dönem akımı benimsemiş en usta ressamların bile değişik, garip, sıkıntılı, hatta kimi zaman neredeyse delicesine bir düşünceye kapılmalarına yol açtı. Böylece bu ressamlardan Giuseppe Arcimboldo, Antoine Caron, İacopo Zucchi, Cornelis Cornelizs’in adları, fantastik sanatın en iyi temsilcileri arasında anılmaya başladı .

Utrecht’te Abraham Bloemaert gizli bir şiddeti anlatma konusunda son derece ustalaştı. 1580’e doğru Prag’da kurulan maniyerist çevrenin en ünlü ressamı olan Anversli Bartholomeus Spranger ise çalışmalarını özgün erotik mitolojilerin yaratımına dayandırmıştı. Zaten erotizm az ya da çok belirgin bir biçimde uluslararası maniyerizmin değişmez bir öğesi olarak varlığını korudu. Tintoretto’nun bir çok ünlü yapıtı da bu açıdan maniyerizmle ilintilendi. Vasari’nin hem Giotto’nun eski sanatını (maniera vecchia, eski tarz), hem de Leonardo da Vinci’nin yeni sanatını (maniera moderna, modern tarz) belirtmek için kullanmasından sonra maniyerizmin türetilmiş olduğum maniera terimine, 17. yy’da açıkça aşağılayıcı bir anlam yüklendi.

Maniyerizm ve Tarihsel Anlamı

Giovanni Pietro Bellori bu terimi, başlıca istekleri, büyük ustaların çalışma tarzını yetkinleştirmekten öteye gitmeyen ressamların sistemli bir biçimde Michelangelo ve Raffaello’yu taklit etmelerini kınayarak belirtmekte kullandı. Söz konusu terimin aşağılayıcı anlamdaki kullanımı birçok Fransız sanatçı tarafından da benimsendi. Aynı anlayış içinde Luigi Lanzi 1792’de italyanca manierismo (fransızcası manierisme) terimini kullandı.

Bu terim 1925’e kadar, yani karmaşık maniyerizm kavramının derinlemesine incelenmesine ve böyle nitelenerek küçümsenen yapıtların yeniden değelendirilmesine başladığı tarihe kadar aşağılayıcı anlamını korudu. Günümüzde 1515-1620 arasında, bütün Avrupa’da bu doğrultuda gerçekleştirilmiş olan yapıtların çoğunun, maniyerizmle klasisizmin uzlaşmaya dayandırdığı ve klasik saydığı değerleri birbirine ters düşüren bir gariplik beğenisini ve ince bir yapmacık (preciosite) anlayışın yansıttığı anlaşılmıştır.

Maniyerizmin, kimi gerçeküstücü ressamların kaygılarıyla karşılaştırılabilecek kaygıları yansıtabilen düşsel resim hareketi olarak benimsenmesinden önce, tarz (maniere) kavramı çağdaş sanat tarihçilerinin bölünmesine yol açtı. Wölfflin, maniyerizmi bir gerileme dönemiyle bir tuttu ve bunu Rönesans klasik sanatından 17. yy. barok anlayışına kesintisiz bir evrim olarak gördüğünü belirtti. Dvorjak ahlaksal bir bunalımın anlatımı olarak tanımlanan maniyerist üslubun özerkliğini destekledi. Fiedlander ise bu üslupta 1520 dolaylarında Raffaello’nun tarzını abartmaya çalışan Rosso. Pontormo ya da Parmigianinono gibi sanatçıların yapıtlarının yapımına doğrudan doğruya bağlı olan antiklasik bir biçimcilik gördüğünü ileri sürdü.

Maniyerizm terimi, 1965 yılında Manchester City Sanat Galerisi’nde Fritz Grossmann tarafından düzenlenen Maniyerizm sergisini takiben John Shearman tarafından yeniden tanımlandı. 19. yüzyılın sonlarından itibaren sanat tarihçileri, Rönesans klasisizmini izleyen ve Barok’tan önce gelen sanatı tanımlamak için yaygın olarak kullanılmıştır.


AKIMA MENSUP RESSAMLARIN LİSTESİ (BİYOGRAFİLERİ VE ESERLERİ)