Seyyit Bozdoğan Sergisi

Seyyit Bozdoğan Sergisi İnsan Doğa Strüktür

By editor

Posted in , | Tags :

Seyyit Bozdoğan Sergisi İnsan Doğa Strüktür

Ekavart Galeri’de bir başka sergi var 22 Nisan’a kadar.

Seyyit Bozdoğan’ın ” İnsan- Doğa- Strüktür” başlıklı sergisinde, hem figür hem doğa teması üzerine çalışan sanatçının soyut-somut çizgide tutturduğu farklı teknikte işleri izlenebilir. Dokunun ön plana çıktığı tuvallerden hem çağdaş hem klasik hem de üç boyutlu tat alınabiliyor. Uzun yıllardır Almanya’da yaşayan ve üreten sanatçının 20 yıldır biriktirdiği, denediği ve geliştirdiği perspektifinden doyurucu örnekleri kapsıyor bu sergi.

Sergiyi izlemeden önce ressam ve yöntemi üzerine fikir sahibi olmak isterseniz, aşağıdaki röportajımızda Bozdoğan’ın sözlerinden hem son sergisi hem resim anlayışını öğrenebilirsiniz…

Seyyit Bey uzun zamandır Almanya’da yaşıyor ve orada üretiyorsunuz. Biraz bu yolculuktan bahsederek başlamak isteriz sohbetimize?

Aslında ben burada Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldum. Daha sonra burslu olarak Berlin’e gittim ve tekrar geri döndüm. 9 yıl boyunca Güzel Sanatlar Akademisi’nde temel sanat eğitimi dalında çalıştım. Almanya’dan başka bir burs alıp bu kez Köln’e gittim ve orada yaşamaya karar verdim.

Yeniden akademiye dönmeyi neden düşünmediniz?

Akademide çok yoğun değildik ama çalışacak ortamımız yoktu. Orada bomboş durmak beni rahatsız ediyordu. Artık sınırımı aşmıştım kendi adıma ve Almanya’da kalmanın daha doğru olacağına karar verdim sanat üretkenliğim için. Ve gerçekten de orada tam olarak istediklerimi yapacak ve üretecek ortamı sağladım ve gerçekleştirdim diyebilirim.

Tesadüfen mi Almanya’ya gittiniz yani oradan burs aldığınız için yoksa başka bir bağınız da var mıydı?

Ondan önce 5 yıl boyunca yaşamıştım Berlin’de. Bu kez Köln’de yaşamaya başladım hem Hollanda ve İtalya’ya da yakınlığı açısından daha iyi bir lokasyon oldu benim için. Orada belediyeye ait bir atölyeyi kullandım; 20 yıl çalıştım aynı atölyede. O kadar çok resim ürettim ki sergiler için toparladığımız resimlerin hepsini buraya taşıyamadım bile. Gerçekten çok fazla resim birikti 20 yılda.

20 yıl boyunca belediyeye ait bir atölyede sürekli ürettiğinizden bahsettiniz. Bu gerçekten ülkemizin kıyaslanınca apayrı bir sanat politikası profili çiziyor yönetmisel açıdan?Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?

Bence orada plastik sanatlara cok önem veriliyor. 60 metrekarelik bir alan verildi bana ve çok az paralarla kiralayabiliyorsunuz buraları. Türkiye’de de atölyeye dönüştürülebilecek çok alan var ama değerlendirilmiyor.

Sizce neden?

Bu çok önceden bugüne taşınan bir gelenek. Sadece halk değil, işin başında olan kişiler de sanattan çok iyi anlamıyorlar ve ilgilenmek istemiyorlar. Bu da genetik koda aktarılmış artık. Örneğin benim Köln’de açtığım sergilerimi Türklerden çok Almanlar ziyaret ederler.

Sanat perspektifiniz ve kullandığınız teknikten bahsedersek… Hem somut hem soyut tekniği birleştirdiğiniz ve çoğunlukla figür üzerine çalıştığınız temalarınız var. Resimde tuttuğunuz yol için neler söylemek istersiniz?

Araştırmalar ve çalışmaların gelişimiyle ortaya çıkardığım formlar bunlar. O yüzden benim işlerimin ilkiyle sonuncusu arasımda muhakkak bir ilişki vardır. Figür de çok çalıştığım için, herhangi bir soyut tuvalimde bile insana ait formlar görmek mümkün olabiliyor. Ayrıca doğayı da çok sevdiğimden doğa-insan ilişkisi de yansır resimlerime. Çevre kirliliğiyle ilgili resimlerim de var. Bir de ben dokunma duyusunu kışkırtmayı seviyorum; dokunulabilir formları kullanmayı tercih ediyorum.

Tuvallerinizin küçük küçük parçalardan oluşması, mozaik yapı bunu hissettiriyor zaten.

Evet. Arayıcı bir tarzım var. Küçük küçük parçalardan bütüne ulaşmaya çalışıyorum.

Temsil etmeye çalıştığınız figürün iç parçalanmasının metaforu mu bu öyleyse?

Tabii. İç görünüm daha hakim. Dışarıdan içeri doğru bir ritm ve hareket var. Bütünü hareketlerin içinde algılamaya çalışmak eğilimi var.

Evrensel hareket gibi de diyebilir miyiz?

Belki de öyle, evet. Evren de insan anatomisi de parçacıklardan oluşuyor ve bütüne varıyorlar en sonunda.

Öyleyse sizin için ‘birikim’ olgusunun da önemli olduğunu çıkarabiliriz buradan…

Gerçekten güzel bir soru oldu bu çünkü benim için en önemli şeylerden biridir birikim ve tecrübe. Yaptığım her resim başka bir resim yapmam için bana ilham veriyor.

Keşfettiğiniz ufak şeyler bambaşka izler sürmenize yardımcı oluyor değil mi?

Epey önceden beri denediğim şeyler vardı. Kulis gibi arka arkaya, üst üste bindirilen yapıda işler yapmayı düşünüyordum. 6-7 sene öncesinden planladığım şeyleri ama onları nasıl kat kat göstereceğim diye denemeler yapıyordum ve şimdi bu sergide ortaya çıkarıp sergileme fırsatını yakaladım.

Form üzerine sözlerinizden, ileride tuval üzerine çalışmalarınızın haricinde heykel, tekstil gibi yapılar üzerine de çalışacağınızı hissettim doğru mudur?

Tekstil değil ama resim ve heykeli birleştirebileceğim plastik çalışmalara gireceğimin yansımalarını şimdiden hissediyorum ben de.

Yine işlerinizden birinde ikiye ayrılmış bir surat ve arkada silüetleriyle temsil edilen iki insan figürü görüyoruz. Oradaki bölünmüşlük neyin ifadesi?

O tuvalim de Almanya’da yaşayan bir arkadaşımın portresi. Ve bir yüzü burada bir yüzü Almanya’da kalmış insanı yani aslında onun gerçek durumunu temsil ediyor. Hatta onun bir başka versiyonunda da çevre kirliliği mesajını da içeren, iskelete dönüşmüş bir ifadesi daha var.

Peki tekniğiniz için ne söylemek istersiniz? Kazımak ve sıyırmak diyorsunuz tekniğinize; nedir bu?

Frotage tekniği deniyor buna çok basit ifadeyle dokunun üzerine sivri bişeyle gidip alttakini üste çıkarmak denebilir bu teknik için.

Tuvallerinizdeki 3d görselliğine benzer öne çıkış bundan mı geliyor?

Evet tamamen bu teknik sayesinde. Tuvale doğru izleyeni içine çekebiliyorsunuz bunun sayesinde.

Peki son yıllarda özellikle küreselleşmeye atfedilen nedenlerden dolayı değişen ve dönüşen sanat dünyası üzerine neler söylemek istersiniz?

Yeni ortam, olanakların gelişmesi özellikle gençlere başka kapılar açıyor. Ancak bazıları sadece modaya yönelik kavramlara yönelik sözü olmadan üretiyorlar; buna karşıyım. Ama sözü varsa buna karşı değilim. Formlar her zaman değişebilir buna açığım tabii ki.

Gelişen galericilik, uluslararası müzayedelere katılınabiliyor olmak, Türkiye’de plastik sanatlar çehresini değiştirecek mi? Buna inancınız var mı?

Tabii ülke politikasının da bu işin başında olanların da kendini geliştirmesi çok önemli. Yani sanattan gerçekten anlayan bakanların başa gelmesi, sosyal devlet anlayışıyla politikaların uygulanmaya çalışılması gerekiyor. Ama son yıllarda artan bu ivmeden ümidim var; sanatı iyi yöne götüreceğini sanıyorum.

İleriye yönelik sergi ve başka projelerinizle ilgili ipucu istesek?

Resimi düşünmediğim hiçbir gün bile yok. Ama kafamdakileri aktarma sürecim ve kapasitem hayalgücümle doğru orantılı değil. Kafamda çok fazla proje ve fikir var ama hepsinin muhakkak iş olarak ortaya hemen çıkaramıyorum. Bazen yıllar sonra o bir forma bürünebiliyor. Bir de resim sadece sanatçının kontrolünde ve yönetiminde değil. Tuvale başladıktan sonra o da sözünü ortaya koyar ve sizi yönlendirir. O yüzden kesin konuşmamak gerekir bir resimle ilgili bitirmeden evvel.

Sizinle konuşuyor gibi?

Tabii hem sanatçının hem resmin isteği ve ihtiyacı vardır. O isteğini ona vermek durumunda sanatçı da. Son dönem resimlerimde baştan herşeyi kestiremiyorum. Sürprizlere açık bir yolculuk gibi artık resim yapmak benim için.

Sürprizli olması hoşunuza gider tabii?

Kesinlikle. Onu sürprize bırakmak kaşıyor beni. Kafamda o kadar çok fikir ve yeni yöntem var ki kendime yetişemiyorum. Bazen birkaç asistanım olsa onlar projelerimi gerçekleştirsinler diyorum. Türkiye’de de olanakların yetersizliği bu üretim sürecini yavaşlatıyor. Oysa yurtdışında çok saçma bir fikir bile değer görebiliyor. Önemli olan sanatçıya sınırsızca sanat üretebilme özgürlüğünü yaşatabilmek…

Share this story

btt