Hat Sanatı Ne Demektir? Bölüm 1

By editor

Posted in , | Tags : ,

Hat sanatı ne demektir?

Hat, sözlükte uzun ve doğru yol, birçok noktaların birbirine bitişerek sıralanmasından meydana gelen çizgi, çizgiye benzeyen şeyler ve yazı” gibi anlamlara gelir.; mastar olarak yazı yazmak manalarına gelir. Çoğul olarak, ekseriya, hutut veya ahtat kullanılır. Hat Sanatı ve Arapça’da çizgi ya da bir satır yazı anlamına gelen hat sözcüğü, bugün Arap harfleriyle yazılmış güzel el yazısı karşılığı olarak kullanılmaktadır.Kûfî, Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhânî, Tevkî’, Icâze, Ta’lik, Divânî, Celi, Rik’a, Ma’kili dâhil, bin kadar çesidi vardır. Hüsn-ü Hat özellikle İslam kültüründe, yazı ve güzel yazı (hüsnü’lhat, elhattu’lhasen) manalarında kullanılmıştır. Bu isim, estetik kurallara bağlı kalarak, ölçülü, güzel yazma sanatının bir ifadesi olup; sadece İslam yazıları için kullanılan bir tabirdir.Batıda Hüsn-ü Hat (güzel yazı) karşılığında, calligraphy kelimesi kullanılmaktadır.

Bu gün bilinen meşhur bir hat tarifi de matematik üstadı Öklid tarafından şöyle ifade edilmiştir: “Hat her ne kadar, cismani aletlerle meydana gelirse de, aslında ruhi bir hendesedir.” Aynı manadaki diğer bir tarifte de, Nazzam: “Hat, bedeni duygularla meydana gelirse de o ruhun asaletindendir” der.
Hat, bir fikri ifadeye yarayan ölçülü yazıdır. Sözün veya ruhta cereyan eden fikir ve duyguların alfabe ve yazı vasıtaları ile resmedilmesi olarak tanımlanabilsede bu, bir fikrin yalnızca çizgili sembollerle ifadesi değil, aynı zamanda okuyana hayranlık uyandıran güzellik vasıtası, dini ve toplumsal değerlerin tasviridir. Plotinos, “Maddi güzellik, ruhi güzelliğin ifadesidir” derken gerek kâinatta, gerekse sanat eserlerinde görülen güzelliğin, ruh güzelliği olduğunu ifade etmiştir.
Bu tariflere göre hat: “Üstadını taklitle, zihne nakşolan şekillerin ruhtaki güzellik duygularıyla birleşerek, el, kalem, kâğıt ve mürekkep gibi, maddi aletlerin yardımıyla meydana gelen ruhi bir hendese” olarak tanımlanabilir.

Sanatkârına hicri ilk asırlarda, kâtib, küttâb, verrâk daha sonra da hattat denilmiştir. İranlılar, hattat karşılığında, hoş nüvis veya hüb-nüvis kelimelerini kullanmışlardır. Osmanlıda hat sanatı gelişirken, hattatlara da hususiyetlerine göre farklı isimler verilmiştir. Bu yeni tabirler, yazı çeşidine göre, Ta’lik – nüvis (ta’lik yazan), Celi – nüvis (celi yazan), Siyakat – nüvis (siyakat yazan), Çep-nuvisan (Divani yazanlar) olarak kullanılmıştır. İslam yazılarını güzel yazma ve öğretme hünerine sahip bu sanatkarların sanatına da hattatlık denilmiştir. Hattat olmak için mutlaka usta bir sanatkârın derslerine devam etmek, tecrübesinden istifade etmeyi talep etmek ve bu talepte sebat etmek şarttır. Hattat olmaya hak kazanan kimseye ustası tarafından verilen diplomaya da ‘icazetname’ denir.

Hat sanatı, konusunu resim ve süslemede olduğu gibi tabiattan değil, insan ruhundan alır. Önce zihinde şekillenir, sonra el, göz ve irade vasıtasıyla meydana gelir.

Hüsnü hattın oluşmasını etkileyen süreçlere genel olarak bakıldığında şu değerlendirmeler yapılmaktadır. Hristiyan mabetlerinde inanç gereği olarak resim, resimli mozaik, ve heykel yasak değildir. İslam geleneğinde heykel ve resim yapılması hoş karşılanmadığı veya yasaklanmış bir eylem olarak değerlendirildiği için, cami süslemelerinde camilerin kiliseye benzetilmesi kaygısı ile oldukça itibarlı bazı görüş ve davranışlarda kabul görmemiştir. Bu sebepler hat sanatının meydana gelmesinde etkili olmuştur. Hat sanatı ve ondaki gelişim ile Kiliseler gibi diğer dini yapıtlardaki resim ve heykelciliğe daha zor ve anlamlı olan hüsnü hat ile üstünlük sağlamak ve bir sanat anlayışı içersinde rekabet etmek, İslami emir-yasak ve içtimai yaşantıyı halka ilgi çekici bir şekilde telkin etmek, dini ve sivil mimaride ayet hadis ve hikmetli sözlerle halkın dikkatini çekmek, esere güzellik kazandırmak, İslam dininin güzele verdiği önemle sanatkarına sanatına, ayet, hadis ve hikmetli sözlerle devamlılık kazandırmak amaçlanmıştır.

Bursa Ulu Cami, Hat Sanatı Örnekleri

Bursa Ulu Cami, Hat Sanatı Örnekleri

Şam Emevi camiinde olduğu gibi başlangıçta tabiat motifleriyle süslenmiş, daha sonra bu motifler stilize edilerek nebati motiflere dönüştürülmüş, bunun yanında geometrik motiflerde kullanılmıştır. Zamanla telkin maksatlı motiflerle birlikte yazılar (hadis veya ayet motifleri) kullanılmıştır. Medrese, cami ve türbeler dini mimari yapıtlar yanında saray ve evlerde de süsleme unsuru olarak kullanılan yazı, bünyesinde meydana gelen estetik değişmelerle tezyini unsurda Kufi yazı sanatında tabii, Makili yazı sanatında ise geometrik motifler hakim oldu. Mevcut eserlerden edinilen bilgilere göre bu durum 13.yüzyılın sonlarına veya 14.yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir.

Share this story

btt