Soysuzlar Çetesi Filmi İkinci Dünya Savaşının İntikamı

Soysuzlar Çetesi İkinci Dünya Savaşının İntikamı

Yönetmen: Quentin Tarantino

Yapımcı: Quentin Tarantino, Lawrence Bender, Harvey Weinstein, Bob Weinstein

Senarist: Quentin Tarantino

Oyuncular: Brad Pitt, Til Schweiger, Christoph Waltz, Eli Roth, Diane Kruger, Samuel L. Jackson

Görüntü yönetmeni: Robert Richardson

Kurgu: Sally Menke

Türü: Aksiyon, Dram, Macera, Savaş

Yapım yılı: 2009,

Ülke: ABD

Çıkış tarih(ler)i: 19 Ağustos 2009 (Fr), 21 Ağustos 2009 (ABD)

Bütçe: 70.000.000 $

Hasılat: 318.823.073 $

Diğer adları: Inglorious Bastards

Soysuzlar Çetesi Filmi
film afişi

Filmin konusu ve yorum

21 Ağustos 2009’da ülkemizde gösterime giren Quentin Tarantino imzalı ‘ Soysuzlar Çetesi ‘ isimli filmin orijinal adı Inglourious Basterds… Senaryosunun da Tarantino’ya ait olduğu film dram-savaş, bir yanıyla gerçek bir aksiyon filmi… 2009 yapımı filmin menşei Amerika ve film iki saatten uzun sürüyor. Filmin başrol oyuncuları arasında Hollywood film sektörü için altın yumurtalayan tavuk gibi görülmeye başlanan Brad Pitt, Diane Kruger, Eli Roth ve Mike Myers gibi oyuncular yer alıyor.

Film 1941 yılında Alman işgali atındaki Fransa’da başlıyor. Bölgedeki Yahudileri araştıran SS subayı Albay Hans Landa, LaPadite’nin evine gidiyor. Adam üç kızıyla birlikte, oldukça kendinden emin ve rahat bir şekilde karşılıyor işgalci albayı: “Daha önce evimi aradınız ama bir Yahudi bulamadınız, yine bulamayacaksınız.” Karşılıklı birbirini süzen bakışlarla inceleyen bu iki adamın, meydan okuma halleri ve birbirlerine derin baktıkları bu sahne filmde olması gerekenden uzun gibi duruyor, ancak hikayenin önemli bir kanadının başlangıcını da oluşturuyor.

Hikayenin diğer bir kanadında ise, Alman birliklerinin sistemli bir şekilde katlettiği Yahudiler’in intikamını alırcasına Alman askerlerini işkence ederek öldürmeyi tercih eden -mesela askerlerin kafa derilerini yüzüp bu derilerden koleksiyon yapan- bir manyaklar çetesinin Hitler’in peşine düşmesi anlatılıyor.

Hikaye ilerledikçe, Alman birliklerinden son anda kurtulmayı başaran Yahudi bir kız olan Shosanna ile çetenin amaçları birbiriyle örtüşmeye başlıyor. 1945 yılına gelindiğinde Shosanna, Paris’te bir sinema sahibi haline geliyor. Bir makinist ve kendisi, burayı işletirlerken ansızın bir program değişikliği ile “Bir Milletin Gururu” adlı bir Alman savaş propagandası filminin galasının Shosanna’nın sinemasında yapılması gündeme geliyor. Bütün önemli Alman generaller, Goebbels, Goering, Albay Landa ve tabi ki Hitler’in de katılacağı bir gala… Önemli diğer sosyetik ve politik simalar da cabası… Hepsi bir araya toplanmışken, kapıları kilitleyip dünyaya korku ve dehşet saçan bu isimleri toplu halde öldürme planı, bu şekilde doğuyor.

Kurgu

Filmin ince ince işlenmiş ve kademe kademe açılan diyaloglarla gelişen önemli sahneleri var. İzleyici koltuğunda köşeye sıkışmış gibi olacakları beklerken, gözü açık SS subaylarının ellerinden kurtulmayı beceren kahramanlarla birlikte izleyiciyi bıçak sırtı bir noktada tutmayı beceriyor Tarantino. Bu sahneleri, izleyiciyi sıkmadan ama yeterince gerilim duygusu da vererek, sonunda sizi de kahramanları da rahatlatmış halde bitiriyor.

Buraya kadar herşey, klasik bir Tarantino filminde olduğu gibi ilerliyor. Müzikler abartılı, detaylar ön planda ve diyaloglar dengeli… Ayrıca başrol oyuncusu Brad Pitt’i filmden çıkarmanız halinde çok bir şey değişmez, fakat Christoph Waltz (Albay Landa), bence gerçekten filmin yıldızı…

Lakin filmin bitiminde damakta bıraktığı tat tartışılır! İkinci Dünya Savaşı ile ilgili yapılan bu ‘bilmem kaçıncı film’de, savaşın sebepleri ve süreciyle ilgilenmekten çok, Yahudiler üzerinden kurgulanan bir intikam hikayesi işleniyor. Ama bir mesaj veya anafikir aramayınız, zira bolca kan ve vahşet dolu sahne göreceksiniz. Bu açıdan, belki de savaşın kendisi gibi sapıkça bir eğlence tasvirine şahit olmaya kendinizi hazırlamalısınız.

Büyük ülkelerin, diğerlerini kendilerine tehdit olarak görüp silahlanmaya gidişleri ne kadar mantıklıysa, her filmde büyük izleyici toplayan İkinci Dünya Savaşı’nı evirip çevirip sürekli piyasaya sunmak da o kadar mantıklı herhalde… Birinde liderler halka “Ey halkım, kendimizi korumalı ve silahlanmalıyız” derken, diğerinde de “Bu filmler para ediyor, o halde sürekli sağından solundan girip bu malzemeyi filme çekmeliyiz” diyor yönetmenler. Ne kadar para, o kadar silah… Ne kadar silah sesine meraklı izleyici, o kadar savaş filmi!..

Serdar Gençer

Soysuzlar Çetesi Filmi Fragman


[vc_video link=”https://www.youtube.com/watch?v=KnrRy6kSFF0″]