İçeriğe geç
ana sayfa » TÜRK RESSAMLAR » Malik Aksel Hayatı ve Eserleri

Malik Aksel Hayatı ve Eserleri

    Malik Aksel

    Malik Aksel (1903 – 1987)

    Türk ressam Malik Aksel 1903’te Selanik’te doğdu. İlk öğrenimini İstanbul’da Bayezit Nümune Mektebi’nde, orta öğreniminiyse Darül Muallimin’de tamamladı. 1928’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanınca Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’ne gönderilerek, dört yıl süreyle resim ve grafik sanatlar bölümünde okudu.

    1932’de yurda dönünce Resim Öğretmen Okulu’nda çalışmaya başladı. Kısa bir süre sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’ne dönüştürülen bu okulun başkentteki etkinliklerine, hem bir ressam, hem bir eğitici olarak önemli katkılarda bulundu. Daha sonra Çapa Eğitim Enstitüsü’ne geçerek resim bölümünü yönetti ve bu görevinden emekliye ayrıldı. 1973’te 34. Devlet Sergisi’nde başarı ödülü kazandı.

    Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda Galatasaray salonlarında Güzel Sanatlar Birliği’nin düzenlediği karma sergilere katıldı. Sonradan Halkevleri çevresinde halk sanatlarını araştırmaya yöneldi, resimlerinde yöresel konuları ve köy yaşamını işlemeye başladı. 1939’da düzenlenen yurt gezileri sırasında Sivas ve Denizli’ye gitti.

    Söz konusu yörelerde geliştirdiği folklor sevgisini köklü bir sanat beğenisi ile kaynaştırdığı resimlerini yaptı. Köy evlerini ve sokaklarını konu alan bu tür resimlerinde, halk yaşamına katışıksız bir duygu ve gözlem gücüyle yaklaşmıştır. Yarattığı bu içtenlik ortak eğilimler ve gelişmeler arasında bir bakıma bağımsız bir ressam olarak dikkati çekmesine neden olmuştur.

    Malik Aksel, ne izlenimcilere, ne de kendi kuşağının büyük bir bölümünü etkilemiş olan konstrüktif eğilimlere fazla bir yakınlık duymadı. Yöresel yaşamı olduğu gibi yansıtma kaygısı, ona sanat akımlarının sadık bir izleyicisi olmaktan daha önemli ve kaçınılmaz görünmüştür. Oluşumunu ve estetik değerlerini kendi içinde aramış olan sanatçı, folkloru temel almakla birlikte, folklorun dar görüşlere zemin hazırlayan tuzağına düşmekten uzak kalmıştır.

    Bunda, resim değerlerini ön planda tutmuş olmanın ve kaba bir betimleyicilikle yetinmenin de payı vardır. Aksel’in, birbirine sarılmış köy kızlarını konu alan resimleri, yurt sevgisinin anlatımıdır. Ana imgesi, söz konusu sevgiyi biçimlendirirken, buna akademik sanat biçimlerini sindirmiş olmanın katışıksız beğenisi de eklenir.

    Suluboya ressamı ve yazar

    Malik Aksel’in sanatından söz ederken, Türkiye’de Hoca Ali Rıza ve Üsküdarli Cevat kuşağıyla güçlü bir başlangıç oluşturan suluboya resim alanındaki etkinliğini de unutmamak gerekir. Bu tür çalışmalarında, eski İstanbul’un günümüzde tarihe karışmış olan gelenek görenekleri canlı görüntüler biçiminde izlenebilmektedir.

    Bu çalışmalarında suluboyanın saydam niteliğinde odaklanan köklü sanat beğenisi de görülebilmektedir. İlk bakışta iddiasız gibi görünen, ama dikkatle gözlemlenince derinliği kolayca kavranabilen bu suluboya resimlerinde Malik Aksel, zorlamasız, içten duyarlığın temsilcisi olduğunu ortaya koyar.

    Halk sanatının kökenleri ve gelişme evrelerini inceleyen yayın ve kitaplarıyla da tanınan sanatçı bir yandan çağdaş sanatımıza, bir yandan da halk kaynaklarına ışık tutmuştur. İmparatorluktan Cumhuriyet’e, geleneksel kültürden çağdaş kültüre geçişin bütün ayrıntıları, iki cilt olarak yayınlanan yazılarında büyük bir açıklıkla görülür. Sanat ve Folklor (1971), İstanbul’un Ortası (1977, Ayrı Resim Sergisinde Otuz Gün (1943) ile üçüncü devlet sergisindeki izlenimlerini içeren Anadolu Halk Resimleri (1960) adlı yapıtları da kendi türlerinde birer başvuru kitabı niteliğindedir.

    Sanatçının eserlerinden örnekler

    Malik Aksel kız çocuğu
    kız çocuğu, 70×50 cm
    Malik Aksel köyde kadın
    köyde kadın

    CANVASTAR®

    Türkiye'nin En Zengin ve Kaliteli Kanvas Tablo Koleksiyonu

    Siteye Gidin