Bizim Nedenimiz Bizim Sanatımız Catherine Bornet

Bizim Nedenimiz Bizim Sanatımız Catherine Bornet

By editor

Posted in , | Tags : , , , ,

Bizim Nedenimiz Bizim Sanatımız Catherine Bornet

Londra’daki Tate Modern Britain Müzesi’nde küratörlük yapan Catherine Bornet’nin dünyaca ünlü çağdaş plastik sanatlar kaleme aldığı yazının çevirisini yayınlıyoruz. Sanat dünyasındaki son yıllarda görülen değişim ve dönüşüm ivmesi üzerine derinlemesine bir inceleme yapan Bornet, referans noktası olarak da Blake Stimson ve Gregory Sholette’in yeni inceleme kitabı “Modernizm Sonrası Kolektivizm: 1945 Sonrası Sanatta Sosyal İmgelem” i almış. Sanattan, sosyoloji ve politikaya uzanan bu yazı son 60 yıllık sanatsal dönüşüm sürecini toparlayan sağlam bir içeriğe sahip.

20. yüzyılın ütopik görüşlerinin kalbinde yer tutan ‘Kolektivizm’ akımı, bencil olmayan toplumlar görüntüsünü çağrıştıran, paylaştıkları şeyleri (emek, yeryüzü, mülkiyet, inanç sistemleri) tanımlamayı sağlayan bir akımdır. Bireyciliğin karşısında kolektivizm, toplum, dayanışma, yakınlık ve güven fikirlerini vurgular. Başkaları için -politika ve sanat dünyasında bulunanlara totaliter sistem altındaki kolektif yaşantılarca biçim verilmiştir- kolektivizm rahatsız edici yollarda sesini duyurmakta, onların (totaliter rejimlerin) otoriteye boyun eğme, sansür ve gözetim gibi fikirlerinin altını kazımaktadır. Son dönemlerde popülerleşen, sanatta kolektif ve işbirlikçi çalışmalara rağmen, kolektivizm henüz kendi başına değer görmemekte; sanat toplulukları gibi iletişim toplumlarında da kolektivizmin değeri onu koruyan kişiler arasındaki ilişkilerin niteliğine göre belirlenmektedir.

Modernizm Sonrası Kolektivizm: 1945 Sonrası Sanatta Sosyal İmgelem

“Modernizm Sonrası Kolektivizm: 1945 Sonrası Sanatta Sosyal İmgelem” kitabının editörleri Blake Stimson ve Gregory Sholette kitabın önsözünde, kolektivizmin doğal belirsizlikleri ve çelişkilerinden ustaca yararlanarak kitaba başlıyor, pek çok kültürel bölünme ve politik bağlamlar karşısında üretilen kolektif sanatı tahlil ediyorlar. Geniş bir çerçevede modernite dünyasında meydana gelen tarihi ve politik gelişmelerle birlikte, analitik ve eleştirel bir kurum gibi, kolektif sanat işini izleyen, Stimson (sanat tarihi profesörü) ve Sholette (sanatçı ve politik sanat belgeleme/dağıtım kurucularından), sanat ortaklığının üretildiği yer olan kültürün sosyal ve ekonomik odakları üzerine tartışıyorlar.

Bu odaklanmanın özellikle günümüzde aciliyeti olduğunu yazan Sholette ve Stimson, “yeni kolektivizmin hayaletiyle” yüzleşiyor ve onun tamamlayıcı ve modern iki görünüşü arasında ihlal uyguluyoruz diyorlar. Köktenci mücadelelerin mutlakiyetçilerine, partizanlarına, e-Bay ve başka online cemaatlere inanan yeni e-kolektivizm taraftarlarına bu kutsal savaşçılar tarafından yol gösteriliyor.

kolektif yaratıcılık

Bu kitapta toplanan on makalede okuyucular, Küba, Avrupa, Japonya, Amerika, Meksika, Rusya ve Afrika’da 1945 yılından günümüze kadar gelmiş onlarca sanat ortaklığıyla tanıştırılıyor. Her iki yazar da, politika ve çağdaş kolektif yaratıcılıkta ortaya çıkmış sanat işleri üzerine zengin bir çapraz okuma fırsatı sunuyor ve yirminci yüzyılın ikinci yarısında büyük ölçüde yazılmamış ve etki göstermemiş kolektif sanat tarihini yazmaya başlıyorlar.

Kitapta Güney Amerika, Doğu Avrupa, Çin, Hindistan gibi yerlerden örnekler bulunmamasına karşın, ulusal nitelikteki yazılı çalışmaların önermelerine dayanmayan kitap yine de, modernite ışığının türdeş düzlemi altında, hepsini karışık halde bir masa üzerinde görme olanağı tanıyor. Farklılıklar vurgulandığında değil ama asıl o farklılıklar bırakıp gidildiğinde ortaya en şaşırtıcı şey çıkıyor. Bu, yerel hikayelerdeki aksan ve lehçelerin nedenler ve doldurulmuş görüntülerle bulunduğu zaman ve mekanın üzerine çıktığını fark ettiğimizde oluyor.

Bu tür durum çalışmalarını okumak bize günümüzde hayallerin ardında kalan jeopolitik kültürel süreç ile önceki yüzyılın çarpıcı olaylarının izini sürme olanağı tanıyor. Örneğin, şu anda geçerli olan küresel halk sınıfı fikri tartışması, erken 20. yüzyıl yenilikçilerinin kültürel uluslararasıcılık ve dünya vatandaşlığı araştırmasını anımsatıyor. Tarihsel yenilikçi, onu yaşatmak amacıyla günümüze uyarlanmıştı. Bu stratejilerden biri, kişisel ilişkileri kesilmiş, homojene edilmiş, bürokratik sosyal yapılarla birlikte bireysel ilişkiler yaratıcılığını savunmak üzere düzenlenmiş grupların tutarsız sosyal ve politik koşullarına karşı gelmeyi geliştirmişti.

göstergebilimsel şoklar

Bir diğeri, çelişkiler dışında estetik üretmek içindi; ve bunun da ötesinde, özerk bölgeler, boşluklar ve otoriter kültürleri rahatsız etmeye yönelik göstergebilimsel şoklar oluşturdu. Bu taktikler sonraki sanat hareketleri ve sanat ortaklıkları tarafından uyarlandı. Bu mirasta sapasağlam ayakta duran dört Avrupalı topluluk 1950’lerde üne kavuştu: CoBrA, Lettrist International, International Movement for an Imaginist Bauhaus (Bauhaus Hayali İçin Uluslararası Hareket) ve Situationist International (Uluslararası Durumsalcılık).

Bu topluluklar kitabın ilk makalesi olan, “Uluslararasıcılar: Kolektivizm, Garip ve Soğuk Savaş İşlevselciliği” bölümünde irdeleniyor. Burada Jelena Stojanovi (sanat tarihçisi-yazar), soğuk savaşın uluslararası çağdaş hayal dünyası tarafından meydana getirilmiş çatlakları etkileyici şekilde tanımlıyor. Dünyanın büyük bir kısmının uluslararası bağlantılar ve değişimle olan bağı kesilmiş ve uluslararasıcılık gerçekte Batı’ya dönüşmüştü. Stojanovi, erken dönem gruplarının ütopik-estetik izdüşümlerinden daha sonraki dönemlerdekilerin bir bölümünü kuşatan hegomonyanın sert eleştirilerine kadar yenilikçi stratejilerdeki dramatik değişim yayılımını açığa çıkarıyor.

Onların toplumsal eleştirilerinde, bu soğuk savaş ortaklıkları kapitalizmle olduğu kadar resmi Marksist öğreti ve kurumsal yenilikçilikle de mücadele etti. Böylece, yeni bir şifreli sanatsal ifade icad ettiler; bu edimsel- retorik taktiği Stojanovi, “garip” veya “karnaval” (carnivalesque; filozof Mikhail Bakhtin’in Ortaçağ Avrupası’nda gördüğü karnavallar için geliştirdiği terim) gibi sözcüklerle tanımlıyor. Gerçekten, uluslararasıcılar terimi (CoBrA üyesi Christian Dotremont tarafından uluslararası yenilikçiliğin çağdaş yenilikçilerle alay etmek ve aptal yerine koymak için icad edilmiş bir söz), carnivalesquerie (karnavalcılık) terimi gibi üretilmiş kavramlara birebir uyan bir örnektir. Bu yeni sanatsal retorik, çeşitli metinlerde (“Truva Atı”, “Üst Kimlik”, “Kurumsal Eleştiri”) gibi tekrarlanır.

Yüksek sanayili Japonya’da olmasa da, komünist Küba, kapitalist Batı Avrupa veya birleşik Amerika ortaklıklarının yapısal benzerlikleri onların geniş çapta benzer tekniklerle olan uyumu sonucudur. Çeşitli kurumlar, kapitalizm ve komünizm gibi sistemler, ordu, devlet ve müzeler altında konumlanan bu ortaklıklar, ulusal kökleri göz ardı ederek yönetimsel yapıya alternatif bir model inşa etmek yerine onu eleştirel yöntemle açığa çıkarmaya yelteniyor.

İngilizceden Çeviren:
Serda Semerci

Share this story

btt