Çağdaş Sanat Balonu Nasıl Patladı

Çağdaş Sanat Balonu Nasıl Patladı

By editor

Posted in , | Tags : , ,

Çağdaş Sanat Balonu Nasıl Patladı

Bundan 20 yıl sonrasını görebiliyorum. Tate Britain’de 21. yüzyılın ilk 10 yılının sanatına ayrılmış bir oda. Serginin ismi “Balon Milyarderlerin Sahte Ganimetleri” ve duvarda açıklamalar kısmında şöyle yazıyor. ” 21. yüzyılın ilk on yılı dünya tarihinin en büyük sanatsal değer artışını gördü. Küresel zenginliğin eşi görülmemiş yükselişi, sanat eserleri için ucuz kredi kullanabilirlilik ve bütün dünyayı saran çılgınlık elbette bunda bir rol oynadı. Ancak sanat koleksiyonerleri için spekülasyonlar, gizli anlaşmalar ve vergi imtiyazları da aynı derecede önem taşıyordu. Bu dönemin sanatı basitlik ve pahalılığı ile tanımlanır. Formların basitliğine rağmen eserler çoğunlukla altın, elmas ve platinyum gibi değerli taşlarla bezenmiş karikatür, bilboard reklamları, paket kağıtları ve mücevherlerden oluşmaktadır.”

Bir duvarda her biri tek bir renge boyanmış ve üzerlerine 20’şer adet kelebek yapıştırılmış üçlü (triptik) tuvalleri göreceğiz. Yanında bir tane de küçük galeri metinlerinden biri olacak: “Milenyum’un ilk on senesinde Damien Hirst tarafından üretilmiş yüzlerce kelebek tablosundan biridir. Kredi çılgınlığı zamanında, koleksiyonerler ve sanat tacirleri tarafından bu tasarım, yaşamın ve ölümün, doğa ve sanatın güçlü bir sembolü oldu. Taze milyarderler bu eserlerin her biri için £2 milyon ödediler. Onlar bu eserlerin potansiyel olarak sonsuz sayıda olmasından da korkmadılar çünkü o zamanlarda sanat eleştirmenleri yeniden üretim ve repetasyonların sanatta yeni değerler olduğunu tartışıyorlardı.” Asırlar sonra bu saçmalığı okuyan ziyaretçiler eserlerin etrafındaki havayı alaylı kıkırdamalar ile yankılayacak ve küçümseyerek hor görecektir.

astronomik rakamlar

Bir sanat muhabiri ve yönetmen olarak 2006 yılından bugüne Çağdaş Sanat alanında ulaşılan astronomik rakamları artan bir şüphecilikle izledim. Fiyatlar zirvedeyken, 2007 ve 2008 yazları arasında alıcılar Hirst’ün “ilaç dolabı” na veya Lucio Fontana’nın parçalanmış tuvallerine $19,3 milyon, Jeff Koons’un askılı parlak kalbine $23,6 milyon, Andy Warhol’un araba kazası serigrafi baskısına $72 milyon, Mark Rothko’ya $73 milyon, Francis Bacon’a $86 milyon veriyorlardı.

Eserlerin kendisine ait düşünce ne olursa olsun – kimini beğendim, kiminden de nefret ettim – bu fiyatlar tarihi veya estetik değerleri bakımından tamamen dengesizdi. Fiyatlar o kadar yüksekti ki eserlerin anlamlarını mahvetti ve onları müstehcenlik ve taşkınlık sembolleri seviyesine düşürdü. Şüphelendiğim nokta ise, fiyatların bu şekilde oluşunun insanlığın hayal gücünde ve dünya ekonomisinde bir şeylerin tehlikeli bir şekilde yanlış gittiğinin bir işareti olmasıydı. Böylece takip eden yılı Çağdaş Sanat pazarını izleyerek ve bir belgesel oluşturarak geçirdim.

O zamanlar sanat dünyası bu eleştirilerimle aynı fikirde değildi. Sanat danışmanı Abigail Asher’ın fikirleri tipikti : “Uluslararası alanda bu ikonik av objelerine ilgi duyan ve bunları toplamak isteyip de alabilme gücüne sahip çok insan var, böylece birbirlerinin izlerini takip ederek fiyatları yukarı ve daha da yukarı tırmandırıyorlar. Çünkü bu şeyleri istiyorlar ve hemen şimdi istiyorlar.” Fakat Çağdaş Sanat Pazarı’nın düşmeye başladığı Ekim ayından bu yana doğru söylediğim de kanıtlanmış oldu.

Çağdaş sanat

Çağdaş sanat’ın en büyük ve en hızlı finansal değer artışından sonra sanat pazarı en büyük ve en hızlı düşüşünü yaşıyor. USA’de en son yapılan Sotheby’s ve Christe’s müzayedelerindeki fiyatlarda önceki yıllardaki sersemleten tavan fiyatlar arasında çok büyük farklar var. Kanıt ise müzayede kataloglarında.

Müzayede evleri portföyünde artık $10 milyon ( £6,5 milyon) üzerinde değer biçilen bir eser yok. Geçen sene aynı zamanlarda Sotheby’s ve Christie’s portföylerinde $10 milyon üzerinde onlarca eser vardı. Roman Abromovich Francis Bacon için $86 milyon öderken, Murakami heykeli için Victor Pinchuk $14 milyon ödemişti. Ekim ayında İngiltere’de Jeff Koons’a ait bir eser Christie’s tarafından $23,6 milyon’a satılmıştı. En son Sotheby’s müzayedesinde Jeff Koons’a ait kusursuzca parlayan ve popüler bir kiş olan – Paskalya Yumurtası – $8 milyon’a alıcı bulabildi. Müzayede de Bacon – lar ya da Murakamis – ler yoktu. Andy Warhol’a ait Portrait of Man Ray serigrafi baskısı ise $4 milyon’a ulaşması beklenenler arasındaydı. Ancak fiyatlar parıldayan çağdaş sanat yıldızlarının %50 değer kaybını gösteriyordu. Ayrıca satışlarda da toplam 83 lot’tan yalnızca 49’u alıcı buldu.

Fakat esas önemli olan müzayede evlerinin satışlardan hangi rakamlara ulaşmak istedikleriydi. Geçen sene Mayıs ayında Christe’s çağdaş sanat eserleri satış gecesinde $331 milyon ciro yaptı. Bu sene yine benzer gecede $73 milyon yapmaya çalışıyor ve bu da geçen seneki satış rakamının 1/4’ü bile değil. İşte bu Çağdaş Sanat Pazarı’nın şu anki gerçeğidir. Bu gerçek Sotheby’s hisse senetlerine de yansıdı. Ekim 2007’de $57 milyon olan rakamlar Mart ayında $6 milyon’a düşerken şu günlerde $12 milyon’un biraz altında işlem görüyor.

Müzayedeler

Sanat dünyası’nın böyle afet zamanları için altı çizili bir mazereti vardır: Müzayedelerde büyük eserler satmak böyle zor zamanlarda kolay değildir; Kimse müsrif görünmek istemez ve büyük rakamlara ancak gizlice ulaşılabilir. Fakat özel “gizli” satışlarda hikaye bundan daha da iyi değil. Jeff Koon’s a ait asılı 6 kalpleri ? her biri farklı renkte- 2007 Kasım ayında $23,6 milyon’a alıcı buldu. Bu sene bana bildirilen geçen ay benzeri bir eser $11 milyon’a alıcı bulmuş. Sanat galerilerinde çalışan arkadaşlarım ? hiçbiri bilinmek istemiyor – geçen ayın sonunda isim yapmış sanatçıların eserlerini Art Brussels’da %40 iskontlu sattıklarını belirttiler ve bu satışların rakamları bile yüzeyde kalan rakamlardı.

Jenny Seville adında genelde çıplak ve şişman insanları resmetmesiyle bilinen İngiliz ressamın geçen sene Maastricht Art Fuarı’nda Christie’s tarafından bir eserine £900.000 değer biçilirken, aynı eser Londra’da yarı fiyatına açık arttırmaya çıkarıldı. 2008 Nisan ayında Çin’li sanatçı Zhang Xiaogang Bloodline (Big Family) No:3 isimli eseri Çin Çağdaş sanatı’nda rekor bir fiyat ile satıldı: $6,1 milyon. Fakat Kasım ayında aynı seriden bir başka resim $3,4 milyon’a alıcı buldu. Şu günlerde ise aynı eserler $2 milyonu görürse şanslı sayılırlar.

Sanat dünyasının şu anki haline kulak kabartacak olursanız şu anki oyuncularının Prozac kullandıklarını düşünebilirsiniz. Fiyatların tekrar fırlayacağına ? Zhang Xiaogang’ın bile- kesinlikle ikna olmuşlar. New York, Çin Çağdaş sanatı tüccarı Michael Goedhuis bana demişti ki; “Hiç şüphem yok ki Zhang Xiaongang geleceğin $25 milyon ya da $50 milyon’luk ressamıdır. Bence bugün fiyatları yükselten ana prensip kalite değildir. Çin’de yaşayan milyarlarca insan içerisinde sadece 50 kişi sanat eseri alıyor. Fakat ya o pazara milyarlarca insan içerisinden 2 ya da 3 kişi daha katılırsa?”

Hedg – Fund

Sanat dünyası müzayede evlerinin hisse senetlerinin değerlerindeki düşüşün dünya borsaları ile aynı seviyede veya biraz daha aşağısında olduğunu düşünüyor. Sotheby’s hisselerinin geçen ay ikiye katlanmasına rağmen geçen seneye göre %56 değer kaybettiği görülüyor. Düşüşün daha da süreceğine inanan çok insan var. Hedge- Fund’ın gurusu Jim Chanos’un 2007 yazında bana söylediği bir şey var: “Yokuş yukarı çıkarken yapılan bütün bu çılgın açık arttırmalarla yapılan alımlar, yokuş aşağı inerken yine çılgın satışlarla dengelenecek.”

Dünya ekonomisi darboğaza girmeden “Lehman Brothers”ın iflasını açıklamasından hemen önce Damien Hirst Eylül ayında galerici ve satıcıları aradan çıkararak 200 yeni eserini Sotheby’s de açık arttırmaya çıkardı ve rekor kıran bir rakama ulaştı: £111 milyon.

O günden sonra da Hirst’ün eserleri pek de iyi satış yapamadı. New York’daki Sotheby’s, Christie’s ve Phillips de Pury satışlarında 17 Hirst eserinden 11 tanesi alıcı bulamadı. Mart ayında Hirst üç büyük yeni eserini Sotheby’s in Doha da yaptığı ilk müzayedeye gönderdi. Hiçbiri satılmadı.

Eylül ayındaki Hirst satışlarının başarısının ve takip eden satışlarının arkasındaki çatırdamanın arkasında ? Hirst’in de katkılarıyla artık zarar gördü ama- müzayedelerin “tekif yükseltme” mekanizması olduğuna inanıyorum.

Teklif ile

Teklif yükseltme şu şekilde işler. Sanat Tacirleri, temsilcisi ya da koleksiyoncusu oldukları sanatçıların eserleri için birer teklif önerirler. Bu sayede eserin bedeli belirtilen fiyatın altına düşemeyecek ama üstüne çıkabilecektir. Bu fiyatlar daha sonra özel satışlarda birer kriter olacaktır.

Neticede Çağdaş Sanat Balonu’nun patlayacağı tam bu esnada gizli bir oyun çevrildi. Bir tarafta “yeni para”, piyasada birbirine bağlı ve satın alacakları eserlerin değerini destekleyecek deneyimli sanat tacirleri olduğuna inandı. Fakat diğer tarafta “eski para” sanat eserlerine daha yüksek bedeller ödeyecek gittikçe büyüyen bir grup koleksiyoncunun olduğuna inandı. Yeni koleksiyoncular bu bedeli bir kez ödeyince fiyatlardan avantaj elde etmeye çalışan “eski para” grubuna dahil oldular. Bir araya gelen değişken iki kimyasal maddede olduğu gibi bu iki dinamik bir araya gelince pazarda patlamaya neden oldu.

Josh Baer bana şöyle söyledi :”Bu adamlar oyunu biliyor gibi oynadılar. Dünya’nın önde gelen sanat tacirlerinin değerlerini korumasına destek olacağını düşünerek, mesela Warhol satın almaz mısın?” Fakat sonra Asher şunu söyledi: “Oyun kontrolden çıkmıştı.”

Müzayede zamanında Hirst bu yeniliğin galerilerden alamayan veya almaya cesaret edemeyen yeni alıcılara ulaşmak için yaptığını belirtmişti. Gerçekten koleksiyonerlerinin %35’i yeni alıcılardı. (Balon’un son çeyreğinde acemiler her zaman sürüye katılırlar.) Fakat %65’i ise mükerrer alıcılardan oluşmaktaydı. Çoğunda zaten Hirst’in eserleri bulunmaktaydı. O esnada Hirst’ün Londra’daki galerisi / sanat taciri Jay Jopling basına bunun bir bypass olduğunu ve gece müzayedesinde lotlarda fiyatların yarı yarıya indirildiğini duyuruyordu.

Hirst’ün piyasası

Hirst’ün bu açık arttırmayı yapmasının bir nedeninin de Sotheby’s in daha önce yatırım yapmış oldukları sanatçılar için mükerrer alıcılar ve koleksiyonerlerden kar sağlamaya yarayacak yeni bir yol bulmasıydı. Hirst’ün piyasası önceki yıllarda zaten ağır işliyordu. Fakat bu sefer Hirst koleksiyonerleri ve tacirleri bir problemle yüzleşmek üzereydiler: Ya açık arttırmaya katılıp Hirst’ün eserlerini destekleyip satın alacaklar, ya da Hirst servetlerinin dimdik düşüşünü izleyeceklerdi. Açık arttırmada bir ya da iki eser satılmayabilirdi ama ya yüzlercesi satılmadan kalsaydı. Bu aynen şuna benziyor; Eğer bankaya $1 milyon borcunuz var ise o zaman sizin probleminiz var demektir. Ama eğer bankaya $100 milyon borcunuz var ise o zaman bu artık banka’nın problemidir. Ve bu muamele o gece işe yaradı.

Fakat hemen sonra geri tepti. Tahminlerim Hirst’ün bu olayı çok ileri götürmüş olması üzerine. Makinenin kolunu çevirdi ve paraları topladı. Sotheby’s in bu akşamki Çağdaş Sanat Satışı gecesi kataloğunda Hirst’ün bir tane bile eseri yok, Christie’s de ise 1993 senesi ilk zamanlarına ait bir eser var. Doymuş bir Pazar için bu “hükümsüzlük” 180 derece bir dönüştür. Bırakın %25, %50, %75’lik düşüşü bu ? sanat/Kıyametidir. (Artmageddon)

Geri Tepme

Eğer Hirst çağdaş sanat’ın yükselişine öncülük ettiyse, muhtemelen şu sıralarda da düşüşüne öncülük ediyor. Bunun artık patlamayla, çuvallamayla bir ilgisi yok. Bu “Geri Tepme” dir.

Çağdaş Sanat Balonu’nun patlayışı her zaman kredi patlamasıyla ilişkilendirilecektir. Ekonomik sistemin değerleri gözden düşerken, sanatın değerleri de aynı çuvala girmiş olacak. Gelecekte tekrar üretilen sanat eserlerini önemsemeyeceğiz, Richard Prince’in SANAT ESERLERİ olan ve hedge-fund’ın koleksiyonerleri tarafından satın alınan $3 milyon’luk çerçeveli Marlboro reklamı fotoğraflarını görüp hayretlere düşeceğiz. Richard Prince bu çalışmalarını yepyeni bir sanatsal hareket olarak tanımlamıştı. Tekrar  Fotoğraflama. “Re-Photography”

Jeff Koons’un parlak, yansıyan yüzeyli heykellerine bakamayacağız (ayrıca lekesiz, pürüssüz rengarenk Murakami resim ve heykellerine de bakamayacağız) ve üzerlerindeki dokunun bunları kıymetli ve değerli kıldığını düşünemeyeceğiz. Sadece balon milyarderlerin sahte sanatsal ganimetlerine itibar edeceğiz.

Eski ustalar

Paketlenip bir kenar atılmış vasat zimmetlerimiz gibi çağdaş sanatında temelde bir değeri yoktur. Değeri, sanat piyasası ne kadar diyorsa o kadardır. Geçen zamanda değeri yükselten şey yanlış temellendirilmiş inançlar sistemidir. Ve pazar tarafından yoğun bir şekilde speküle edilen çağdaş sanat eserleri gerçekten çağlar boyu speküle edilmiş en değersiz sanat eserleri olmuşlardır. En azından 80’li yıllarda Pazar ölmüş olan “Eski ustalar” ve “Empresyonist”lerin tabloları ile yükselişe geçmişti. Bu ustaların eserleri nadirdi ve itibarları tarih tarafından mühürlenmişti. Bu zamanda yaşayan sanatçılar arkalarında müze şovları olmadan inanılmaz sayıda eserler verdiler.

Milyarderler Çağdaş Sanat’a çok büyük yatırımlar yaptılar çünkü en iyi zamanlarda olduklarını düşünüyorlardı. Tıpkı Gordon Brown’ın “Ben patlamayı ve çuvallamayı bitirdim.” demesi gibi; ya da Sotheby’s in müzayedecisi Tobias Meyer’in 2007’de balon iyice şiştiği zaman “Sanat tek yönlü bir yoldur.” demesi gibi…Şimdi hepimiz biliyoruz ki bunlar gerçekler değil.

Damien Hirst müzayedesinde en büyük lot “Altın Buzağı / Golden Calf” isimli çalışmaydı. Sahte bir tanrıya yapılan kutsal bir ibadet gibi, çağdaş sanat manyaklığının boşluğu adına, bu düşünceye sahip olmak isteyen piyasaya yeni çıkmış bir manyak buna £9,2 milyon ödedi. Buzağı ile birlikte çember tamamlanmış oldu ve bütün sistem böylece kısa devre yaptı.

Hirst’in kelebekli ve döngülü tabloları, Murakami’nin Manga pop-artları, Jeff Koons’un parlayan kalpleri ve yumurtaları, Richard Prince’in çerçeveli Malboro reklamı fotoğrafları; hepsi tarihteki yerlerini almış oldular. Fakat ne sizin ne de benim özeneceğim bir şekilde.

Gelecek yıllarda bu eserler son 5 yılda yaşamış olduğumuz “ekonomik masallar ülkesinin” esas sembolleri olarak görülecekler. Bu öyle bir dönem ki, dünyanın kaybettiği sağduyuya kayıp dokunuşların hakim olduğu bir dönem. Bu çalışmalar ise birer başyapıt değil ama ahmaklığın birer ikonları…

Çeviri: Salih Seçkin Sevinç

Share this story

btt