Fotorealizm akımı Hipergerçekçilik

Fotorealizm akımı Hipergerçekçilik

By editor

Posted in , | Tags : , ,

Fotorealizm akımı Hipergerçekçilik

Fotorealizm akımı yani Hipergerçekçilik son yıllarda ilgiyi daha fazla çekmeye başladı. Önce Sotheby’s’de yapılan Çağdaş Türk Sanatı fuarında oldukça yüksek fiyata alıcı bulan Taner Ceylan’ın fotogerçekçi işi, Ruhani ve sonra, bu akımın Türkiye’deki en önemli isimlerinden Mustafa Sekban’ın sergisiyle, fotopentür üzerine daha çok konuşur ve sanat mecrasında tartışır olduk. Klasik resmin yanında alternatif bir tür olarak gücünü giderek daha çok hissettiren foto-pentürün alametifarikası üzerine aydınlatıcı noktalara değinen bir makaleyi sunuyoruz. Uluslararası alanda önemli makaleleri barındıran www.artarticles.com sitesinden aldığımız bu yazının çevirisini aşağıda bulabilirsiniz.

Amerikalı fotogerçekçi sanatçı Audrey Flack bir keresinde şöyle söylemiş:

“Gerçekçilik için bir içgüdü var, kendini yenileyebilecek güçlü bir güdü. Fotogerçekçi ( Fotorealizm ) resimlerin etkisi ise, hayatın yansımaları olmalarından gelir. Ama bunların hepsi yalnızca yansımalar değildir. Bu resimler daha çok hayat skalasının dışında, onun çok üzerinde ya da çizgi altında kalmış noktaları, parlak ve canlı renk dokunuşlarıyla ortaya çıkarırlar.”

Aslında Flack’in söyledikleri fotogerçekçilik akımının bir özeti niteliğinde. İlk adımlarının 1920’lerde atıldığı ancak 1960’larda yükselişe geçtiği foto-pentür akımı, fotoğraflara çok benzeyen ama aslında boyanmış tuvallerden oluşan işlerden oluşuyordu. Fotogerçekçi sanatçılar fotoğraflardaki porteleri ve objeleri gerçekliğine çok yakın boyut ve şekilde tuvale aktarıp boyuyorlardı. Özellikle anlık hareketler ve detaylar işlerde gözetilen en önemli husustu. Ancak yine de aslında fotogerçekçi resmin esas özelliği biz farketmeden o resme eklenmiş bir ayrıntının izleyiciye aktarılmasını başarabilmekte saklıydı.

Fotorealizm ressamları

Akımın anavatanı ABD’den Flack, Richard Estes, Chuck Close, Charles Bell, and Ralph Goings gibi sanatçıların başını çektiği gruptan özellikle Estes ve Close en tanınan isimler oldu. Estes caddeleri resmederken Close hareketsiz duran insan yüzlerini aktarıyordu tuvaline.

1960’ların ortalarına gelindiğinde fotogerçekçilik akımı Avrupa’da da kendini hissettirmeye başlamıştı artık. Akım Avrupa’da, fotogerçekçiliğin yöntemlerinden biri olan illüzyonist tavırdan esinlenerek hipergerçekçilik adını aldı.

Oldukça zor ve incelikli bir tür olan hipergerçekçilik akımının Avrupa’daki en tanıdık isimleri arasında Rus fotogerçekçiler Andrew Abramov, Soryn Codytsa and Arlette Steenmans da bulunuyor.

Fotogerçekçiler özel olarak bir konunun üzerine giderler. Belki bu kulağa çok sıradan gelebilir. Hatta fotogerçekçiler gerçekten sıradan konuları ve anları da tercih edebilirler ama onların işleri sıradandan çıkardıkları özel bir anı yansıtabildikleri ölçüde değerlenir ve özel kılınır. İşte o zaman eserin izleyicide bıraktığı etki de kolay kolay silinmez?

Share this story

btt