Resimde Sanatçı Kişiliği

By editor

Posted in , | Tags : , , , , , , , ,

Resimde Sanatçı Kişiliği

Resimde sanatçı kişiliği konusu, çocuklardan büyük resim ustalarına kadar uzanan pek çok kişiyi kapsamına alır. Kültür çevrelerinin hemen hiç birinde, resim programlarını uygulayan sanatçılar başıboş bırakılmamışlar, toplumsal örgütlenmenin bir parçası haline gelmişlerdir. İlkel sanat dünyalarında bile resim sanatçılarının belli bir toplumsal örgütlenme çerçevesi içinde görevlendirilmiş oldukları bilinir. Resim sanatçılarının yetiştirilmesi ya usta-çırak geleneğini sürdüren atölyelere bırakılmış ya da akademiler gibi resmi kurumların sorumluluğuna verilmiştir.

Oysa, insanda resim yapma isteği güçlü bir içtepiden doğar. Bu isteğin bir yüzüne çocuklarda sık sık rastlanır. Küçükler hayatın henüz bozup değiştirmediği saf duyarlıklarını, rengin ve çizginin yalın sembollerine aktarmada büyük başarı gösterirler. Gerçekle düş arasını bölen çizginin bütün sırları da çocuklara açıktır. Çevrelerini içtenlikle resim diline aktarmakta pek rahattırlar. Resimde teknik kuralların ötesinde çalışan imgelemleri (muhayyileleri), onlara çocukluğun özgür duyuşunu sağlar. Nice resim sanatçısı, çocuk içtenliğine ve saflığına erişebilmek için çabalar, ama bilinçle saf yalınlığa varan büyük ustalar dışında birçoğu başarısız olur.

Hayatın karışık deneyleri birçok sanatçının resim dünyasını da bulandırmıştır. Tutkuların hayat boyunca yavaş yavaş yitirilmesi, sanatçı kişiyi ağır bir çizgi ve renk yoğunluğu içinde boğar. Biçim atılımlarının hafif ve sürekli coşkunluğu artık onlar için bir yoksunluk olur. İyi bir resim öğrenimi bile, hayatın derin ve anlamlı akışını duymaktan uzak kişileri etkilemez. Çağlarının duyuş ve düşünüş yönlerini bilinçle kavrayan ve teknik hünerden yoksun olmayan resim sanatçıları ise, yaşadıkları toplumun derin öz ayrıntılarını çalışmalarına aktarırlar.

Her sanat dalı gibi resim de çağdaşlaşan bir geçmiş ve gelecek bilincine gereksinme duyar. Bölgesel ve ulusal gelenekler, bu açıdan, yaşayan çağdaş resim sanatına zengin ipuçları sağlar. Çağdaş resimde yerel ve ulusal üslupların ortadan kalktığı ve uluslararası, evrensel bir kavrayışın sanata egemen olduğu sık sık söylenir. Bu, kesinlikle yanlış bir yargıdır. Çağdaş aşama tam tersine, yerel ve ulusal üslupların temsilcisi olan bireyleri, tarihsel ve ulusal yaratışı doğrulamak ve genişletmek yolunda bilinçlendirmiştir.

Resim psikolojik bir boşalmanın ve bir kurtuluş gereksiniminin de aracıdır. Yaşamanın yorgunluğunu resmin engin olanakları içinde dinlendirmeye çalışan nice insan vardır. Ruhsal bunalımlar bile bazen resim diline aktarılarak çözümlenir. Ruhsal hastalıkları olan kimseleri resim yapmaya yönelterek tedavi etmek çağdaş tıp biliminde önemli bir yer tutmaktadır. Psikopatolojik resimler bir bakıma çocuk ve ilkel insan resimleriyle de ilintiler ortaya koyarlar. Son zamanlarda bazı psikologlar psikopatolojik resimlere, bir resim akımına verilen önemi vermişlerdir. Bu resimlerin tanımlandığı psych’art adı Pop Art, Op Art gibi bazı modern sanat akımlarının aldığı adları andırır.

Psikopatolojik resim genellikle trajik bir özün yansımalarıyla ortaya çıkar. Çocuk ve ilkel insanın dünyasındaki saf rahatlık bunlarda görülmez. Resimde sanatçı kişiliğin özel bir görünüşü de naif (saf) resim alanıdır. Hiçbir resim eğitimi görmedikleri halde, kendi duyarlıklarının ve hünerlerinin yardımıyla bu yolu seçip başarılı olmuş sanatçılar vardır. Halk arasında resim yolunu seçen kimselerden birçokları hiçbir ressam özentisi taşımaksızın kendi saf duyuşlarını çizgi ve renk diline aktarıp dururlar. Bunda da, çocuklarınkine yaklaşan görsel heyecanları onların yardımına koşar. Naif ressam tıpkı çocuk gibi çevresindeki realiteyi bir düş atmosferine sokar ya da bir düşü gerçekmiş gibi gösterir. Naif resimde kuralların da fazla rol oynamadığı görülür. İçtenliği ile insanı saran ve etkileyen naif resim de, süsleyici gelenekte hemen yerini buluverir.

Sezer Tansuğ

Resim sanatının Tarihi

Share this story

btt