Jan van Eyck Arnolfini’nin Düğünü

Jan van Eyck Arnolfini’nin Düğünü

Tarih: 1434

Teknik: Ahşap üzeri yağlı boya

Orijinal Boyut: 82 x 59,5 cm

Yer: National Gallery, Londra

Büyüleyici detaylar ve girift sembolizm ile dolu Arnolfini Portresi / Arnolfini’nin Düğünü tablosu, Rönesans Hollanda’sında ahşap üzerine yapılmış, zengin bir çiftin yatak odalarında el ele tutuşunu resmeden formal bir tablodur. Flaman yağlıboya resminin Robert Campin (1380-1444) ve Roger van der Weyden (1400-1464) ile birlikte önde gelen ressamı Jan van Eyck tarafından yapılmıştır. Yağlıboya resmin ilk örneklerinden olarak kabul edilir. Resim dikey (ortogonal) perspektif tekniğiyle yapılmış ilk interiör (iç mekan) resimlerdendir. Bu teknik sayesinde resimde görülen figürler hemen önünüzdeymiş de bir adım atsanız resmin içine girecekmişsiniz hissi vermektedir.

Resimde görülen mekan, günümüzde Belçika’da bulunan Bruges şehridir ki resimde görülen zamanda güçlü Burgundy Dükalığı’nın en önemli ticaret merkezidir. Resimde görülen çiftin kimliğine dair bir işaret ilk planda görünmemektedir. Resmin yapılışından yüz yıl sonra, resimdeki kişilerin Bruges’de işyeri bulunan Lucca’lı zengin tacir Giovanni di Nicolao Arnolfini ile İtalyan bir bankerin kızı olan Giovanna Cenami olduğu düşünülmüş ancak günümüzde bu ihtimalin yanlış olabileceği değerlendirilmektedir. Ek olarak, 1934 yılında ünlü sanat tarihçisi Erwin Panofsky, resmin bir nikahı konu ettiğini belirtmiştir.

Dini resim sanatının başyapıtlarından Ghent Altarpiece (1432, Bavo Cathedral) ve Man in a Red Turban (1433, National Gallery, London) olarak bilinen kendi portresi ile birlikte Arnolfini Portresi, Jan van Eyck’ın naturalizm ve Kuzey Rönesans Okulu’na yaptığı katkının güçlü bir örneği olmasının yanında bu okulun yağlıboya resimde ne kadar olağanüstü bir ustalık seviyesinde olduğunu göstermektedir.

Sosyal Durum

Arnolfini Portresi, resimdeki kişilerin ve eşyaların sosyal statüleri hakkında bize bilgi vermektedir. Kadının elbisesinde kürk ve anormal miktarda kumaş kullanılmıştır ki muhtemelen elbiseyi giymesinde ve kuyruğunun düzeltilmesinde özel hizmetçisi kendisine yardım etmiştir.  Adam ise kürkten yapılmış şeritleri olan kadife bir pelerinle kıvrımlı bir şapka giymiştir. Bu giysiler, resimdeki kişileri zirve olmasa bile Bruges şehrinin zenginleri arasına sokmuştur. Odanın nispeten kısıtlı boyutu, sokaktaki pisliklere bulaşmamak için giyilen tahta takunyalar ve gösterişli altın mücevherlerin yokluğu bu kişilerin asillerden değil burjuva sınıfından olduğuna işaret ediyor. Bununla birlikte, vitray pencere, avize, süslü ayna ve oryantal halı, yanısıra damadın bakımlı elleri ve komodin üzerindeki pahalı portakallar, hatırı sayılır bir servetin işaretleri olarak görülmektedir.

Evlilik Sözleşmesi

Arka duvarın ortasında asılı kabarık ayna, İsa’nın Çarmıha Gerilişi ile ilgili, çok ince işlenmiş madalyonlarla dekore edilmiş ve oda hakkında bize daha çok bilgi vermektedir. İzleyicinin arkasında, açık bulunan kapıda iki ziyaretçi durmakta ve tavandaki ahşap kirişlerin hizasında başka bir pencere daha bulunmaktadır. (Bu tablodan iki yüzyıl sonra Velazquez, Van Eyck’ın aynasını ünlü Las Meninas resminde taklit etmiştir.) Aynanın altında ve resmin merkezinde çiftin el ele tutuşmuş olduğunu görüyoruz: En azından adamın, karısının gevşek duran elini avucunun içine aldığını söyleyebiliriz. Çiftin verdiği pozun resmiyeti, kadının toparlanmış elbisesinde olduğu gibi adamın ettiği yemini temsil eden havadaki elinden de anlaşılıyor. Şimdi arkada duran iki kişinin mahiyeti değişiyor ve anlıyoruz ki o iki kişi bu nikahın şahitleridir. Fakat bu nikah, görünenden daha fazla sır içeriyor…

Eşit olmayanların birleşmesi mi?

Başlangıçta söyleyebileceğimiz, Arnolfini eşinin elini sağ eliyle değil sol eliyle tutuyor ki bu da evliliğin “dengi dengine” olmadığını sembolize ediyor. Bu evlilikte olan ise kadın evlilikten doğan haklarıyla birlikte kocasının mülkiyet ve miras hakkından da feragat etmektedir. Bu durumda nikahı izleyen şahitlerin, o esnada hazırlanan mali sözleşmeyi onaylamak için orada olmaları muhtemeldir. Bunu şuradan da biliyoruz ki 15. yüzyıl Bruges şehrinde nikah kıyılması için rahip veya şahit gerekmiyordu. Bir çift kendi başına evlenip, ertesi sabah bunu bağlı oldukları cemaatte resmileştirebiliyordu. Avizede yanan tek mum ise Hz. İsa’nın her zaman ve her yerde bulunabilen görünmez varlığının evlilik yeminlerine şahit olduğunu temsil ediyor.

Resimdeki çift gerçekten Giovanni di Nicolao Arnolfini ve eşi Giovanna Cenami ise bu evliliğin gerçekten de “denk” bir evlilik olmadığını söyleyebiliriz. Ancak 1997 yılında edinilen bilgiye göre bu çiftin evliliği 1447 yılında gerçekleşti ki bu tarih, resmin yapılışından onüç yıl, ressam Jan van Eyck’ın ölümünden de altı yıl sonradır. Diğer sanat tarihçileri ise resmin Giovanni di Nicolao Arnolfini’nin ilk eşi Costanza Trenta ile olan evliliğini temsil ediyor olabileceğini düşünmektedirler.

Doğurganlık

Resimdeki kadın aslında hamile değildir: karnındaki kabarıklık, sadece zamanın modasının bir işareti, fazla miktarda kumaştan yapılmış elbisenin kadını hamile gibi göstermesidir. Avizenin alt kısmında görülen ahşap sandalyedeki oyma, çiftin yatağını adeta seyretmekte ve dünyaya gelecek çocuğun doğumunun koruyucusu Azize Margaret’e, çifte sağlıklı bir aile olması dileğini iletmektedir. Yine bu dileği kuvvetlendiren bir işaret de çiftin ayaklarının dibindeki köpektir ki bu da çiftin birbirine sadakatini temsil etmektedir.

Girift Sembolizm

Resimde görülen ve buraya kadar açıkladığımız sembollerle anlatım neredeyse sınırsız ve fazlaca karmaşıktır. Örneğin tahta takunyalar, odada gerçekleşen olayın kutsal doğasına atıfta bulunarak, İncil’de geçen “Ayakkabıları ayaklarından çıkar…” bölümüne yapılmış bir referans olarak da kabul edilebilir. Resimdeki imzanın fazla öne çıkan olağandışı formu ve “Bunu Jan van Eyck yaptı” yerine “Jan van Eyck buradaydı” olarak atılması resmin netleştirilemeyen yönlerinden sadece bir tanesidir. Net olan şey, açıkça seküler bir konumdaki Jan van Eyck’ın dini öğeleri kullanarak ortaya ciddi bir eser koymasıdır. Sanatçının diğer yapıtları gibi Arnolfini Portresi de Kuzey Rönesans sanatçıları ve Güney Avrupa’daki büyük ustalar üzerinde büyük etki yapmıştır.

Kaynak

Arnolfini Portresi, Napolyon Savaşları döneminde İngilizlerin eline geçmiştir. Zamanın İngiltere kralına sunulmuş ancak reddedilmiş ve uzun zaman sonra 1842 yılında National Gallery tarafından altıyüz sterline satın alınmıştır. Günümüzde tablonun bir açık attırmaya gönderilmesi durumunda 100 milyon sterlinden fazla değer biçileceği tahmin edilmektedir.


canvastar link