Dadaizm Sanat Akımı ve Temsilcileri

Dadaizm

Dadaizm, yirminci yüzyılın başlarında yenilikçi ve öncü bir sanat akımı olarak Avrupa’da ortaya çıktı. 1916’da Hugo Ball’ın etkisiyle İsviçre’de daha sonra 1920’lerde Paris’te yayıldı. Akım öncelikle 1.Dünya Savaşı’na tepki olarak gelişti. Akım, modern kapitalist toplumun estetiği yerine anlamsızlığı ve mantıksızlığı vurgulayarak, anti kapitalist ve anti-burjuva tepkileri dile getirmeye çalıştı. Akım kolaj, ses, yazı ve heykel gibi her türlü materyali eserlerinde kullanmayı denedi. Şiddet, savaş ve milliyetçilik karşı tavır sergileyen sanatçılar radikal sol ile siyasi yakınlıklarını korudular.

1917 yılında hareketin yönetimini, Tristan Tzara ele aldı. Edebiyat ve estetik alanında kendini gösteren bu başkaldırma akımı, başlangıçta, sanatı kesin olarak reddediyordu. Berlin’de bir siyasal ayaklanmanın da eşlik ettiği hareket, New York’ta, Man Ray, Marcel Duchamp ve Gleizes’le, özellikle resim alanında kendini gösterdi. A.B.D’nde dadacılık hareketinin doruk noktası, New York’taki Bağımsızlar Salonu’nda gerçekleşti.

Almanya’daysa, yenilginin yüreklendirdiği bu hareket, Berlin’de 1918’de gelişti ve karikatürcü George Grosz gibi sanatçıların etkisiyle, apaçık bir siyasal özellik kazandı. Ancak, dada gösterilerinin en önemlisi olan, Otto Buchard galerisinde düzenlenen ve Dada Almanach’ın yayımlanmasıyla dikkati çeken Erste İnternationale Dadamesse’den sonra, gücünü yitirdi. Bu arada Kurt Schwitters, Hannover’de sanat tarihinin dada dönemine borçlu olduğu biricik üslubu yarattı.

Dadacılık anlamı

Akımın adının kökeni hakkında farklı açıklamalar mevcuttur. Avusturyalı sanatçı Richard Huelsenbeck bir sözlüğün içine bir bıçağı rastgele saplar ve bıçağın ucu Fransızca argo bir terim olan dada kelimesine rastgelir. Diğer bir açıklama da da isminin bir çocuğun ilk sözlerini ima ettiğini, çocukçalığı ve saçmalığı çağrıştırdığı yönündedir. Breton’a göre özgür bir sanatsal düşünce olan dada anlayışı, zaten dünyanın aşağı yukarı her yerinde gelişmekteydi. Fransa’da, Almanya’ da, İsviçre’de, Doğu Avrupa’da kendini göstermişti ve İsviçre’de doğan hareket, ülkelerinden uzakta yaşayan bazı ozanları, ressamları, heykelcileri, müzikçileri bir araya getirmişti. Dadacılık akımı üyeleri, yıkıcılığı, özellikle dilin yıkıma uğratılmasını benimsemiş, eylem aracı olarak da skandalı seçmişlerdi.

Akımın kökleri savaş öncesi Avant garde yaklaşımlarda yatmaktaydı. Akım için bir öncül niteliği taşıyan anti sanat terimi, Marcel Duchamp tarafından 1913 civarında sanat çevrelerine kabul ettirilmişti. Kübizm, kolaj ve soyut sanatın gelişimi, akımın kısıtlamalardan ayrılmasına zemin hazırladı.

Temmuz 1923’te Soiree du coeur a barbe, dadacılığın son gösterisi oldu ve hareketin Tristan Tzara tarafından temsil edilen anarşi yanlısı, özgürlükçü kanadı, yerini, daha sonra uzun ömürlü bir gerçeküstücülüğü yayacak olan Breton’un savunduğu olumlu eğilimlere bırakmak zorunda kaldı. 1950’den sonraki sanata topluca bir göz gezdirilirse, yeni hareketlerin yol açtığı köklü değişikliklerin çoğunun, yüzyılın birinci çeyreğinden başlayarak sanata karşı yöneltilen dadacı başkaldırıyla ilintili oldukları görülür. Yeni gerçekçilik, pop’art, Cesar’ın hurda demirden yaptığı heykeller, buna örnek gösterilebilir.

Dadaizm temsilcileri

Akımın anahtar figürleri Hugo Ball, Marcel Duchamp, Emmy Hennings, Hans ARP, Raoul Hausmann, Hannah Höch, Johannes Baader, Tristan Tzara, Francis Picabia, Huelsenbeck, George Grosz, John Heartfield, Man Ray, Beatrice Wood, Kurt Schwitters, Hans Richter ve Max Ernst’tir.


AKIMA MENSUP RESSAMLARIN LİSTESİ BİYOGRAFİLERİ VE ESERLERİ)