Eşref Üren hayatı ve eserleri

Eşref Üren hayatı ve eserleri (1897 – 1984)

By editor

Posted in ,

Eşref Üren

Eşref ÜrenTürk ressam Eşref Üren 1897’de İstanbul’da doğdu. Fehim Paşa’nın oğlu olan sanatçı önce doğduğu yerde mahalle mektebine devam etti, bir ara Galatasaray Lisesi’nde okudu. Babası Bursa’ya sürgün gönderilince, öğrenimini Tarım Okulu’nda sürdürdü. Meşrutiyet’le birlikte aile dağılınca, geçim zorluklarıyla karşılaştı. 1916’da teğmen rütbesiyle orduya katıldı. Mütareke’den kısa bir süre önce Çanakkale’ye gönderildi. İki yıl sonra terhis olunca, Halkalı Ziraat Mektebi’nde sütçülük kursunu tamamladı. Ama bu mesleğe bir türlü ısınamadı. Bursa Tarım Okulu’nda okurken, bir gün İbrahim Çallı‘yı açık havada Yeşil Türbe’nin resmini yaparken izlemiş ve o gün ressam olmaya karar vermişti.

Resim sanatına küçük yaşlardan beri ilgi duydu. O zamanlar Sağlık Müzesi’nin bir köşesinde eğitim yapan Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (Güzel Sanatlar Akademisi) konuk öğrenci olarak kaydını yaptırdı. Hikmet Onat‘ın yanında atölye çalışmalarına katıldı. Okul dışında Muazzez Bey adlı bir öğretmenden özel dersler aldı. Bir ara Feyhaman Duran‘ın atölyesine devam etti. 1925’te Galatasaray’da düzenlenmekte olan geleneksel sergiye ilk kez katıldı. Afgan kralının, bir tablosunu satın alması üzerine, 1928’de kendi olanaklarıyla Paris’e gitti. Kişiliğini buluncaya kadar etkisinde kaldığı Andre Lhote’un yanında bir süre çalıştı.

Dönüşünde Erzurum ve Sivas Öğretmen Okullarında resim öğretmeni olarak görev yaptı. 1938’de ikinci kez kendi hesabına gittiği Paris’te Othon Friesz atölyesinde çalıştı. Savaş çıkınca yurda dönmek zorunda kaldı. D Grubu’nun, 1943’te düzenlenen dokuzuncu sergisine katıldı. Sürekli olarak yaşayacağı Ankara’ya yerleşti. On dört tablosuyla katıldığı 1942’deki 4. Devlet Sergisi’nde üçüncülük, 1945’te ikincilik, 1964’teki 25. sergideyse Paris’ten Pont Marie adlı tablosuyla birincilik ödülünü kazandı. 1939’da yurt gezileri programı çerçevesinde Yozgat ve Kayseri’ye gönderildi. 10 Mayıs 1947’de ilk kişisel sergisini Ankara’da Halkevi’ne bağlı küçük galeride açtı. Bir yıl sonra Ahmet Çanakçılı Ödülü’nü kazandı.

Ankara’da sürdürdüğü öğretmenlik mesleğinden 1955’te emekliye ayrıldı. 1962’de üçüncü kez Paris’e gitti. 1967’de Ankara’daki Doğuş Galerisi’nde bütün dönemlerini içeren geniş bir sergisi düzenlendi. Bu sergiyi, 1970’ten sonra Ankara ve İstanbul’da açtığı başka sergiler izledi. 1981’de Atatürk Sanat Armağanı’nı kazandı. Ayrıca Devlet Sanatçılığı Onur Belgesi aldı. İlk dönem çalışmalarını da kapsayan 50’nin üstündeki tablolarını, Türkiye İş Bankası’na armağan etti.

Sanat Anlayışı

Eşref Üren, sanat anlayışını şöyle dile getirir: “Resim anlayışım kısaca Lhote’un öğrettinden hareketle, doğayı sanatçıya özgü duyarlı değişikliklerle yansıtmaya dayanır.” Ne var ki Lhote tekniğini anımsatan kübist dönemi, daha çok 1928-1940 yılları arasındadır. Eşref Üren 1940’lardan sonra, bu tekniği büyük ölçüde yumuşattı, birçok kaynakta yanlış olarak empresyonist diye adlandırılan kendine özgü sanat anlayışına ulaştı ve yaşamının sonuna kadar bu anlayışa içtenlikle bağlı kaldı. Onun alışılmış disiplinlere uymayan akademik eğitimi, kısa bir süre sonra kendi yolunu saptamakta etkili oldu ve daha çok, kendi kendini yetiştiren sanatçılarda görülebilecek içten, yapmacıksız, özverili ve duyarlı bir peyzajcılıkta karar kıldı. Genellikle peyzaj ve natürmort türlerine yakınlık duydu, doğada gördüğü ve algıladığı gerçeklikleri tablolarına rahat ve zorlamasız bir uyumla yansıttı. Zaman zaman da portre türüne yöneldi.

Ondaki renkçilik, doku tadını ön planda tutar. Yeşilin değişik tonları, griler, sarı ve maviler, genellikle ağır basar. Toprak vazolar içine yerleştirilmiş, gelişigüzel görünüşlü kır çiçekleri, gösterişsiz oda içleri, sokak araları, parklar, bulvarlar, kar altındaki evler, güneş altında oynayan çocuklar, yollarda gezinen insanlar, sayfiye yerleri, ıssız kıyılar, Eşref Üren’i ilgilendiren başlıca konular arasındadır. Resimlerinde bütünüyle, Ankara peyzajına yöneldi, birçok ressama ilginç görünmeyecek konuları, büyük bir sanatçı tutkusu ve sevecenliği içinde ele aldı. Empresyonizm formüllerine bağlı kalmak yerine, gönlünün ve beğenisinin sesine kulak verdi, özgür ve bağımsız bir sanatçı eğilimiyle çalışmayı tercih etti. Gruplara girmiş olmakla birlikte, çağdaş resmimizdeki kadrocu hareketlerden ayrı bir tutum izlemiş olduğundan, özgün anlayışların öncüleri arasında, ayrıcalıklı bir yere sahip bulunmaktadır.

Eşref Üren eserlerinden örnekler

Eşref Üren Mamak Ankara

Mamak, Ankara

Eşref Üren Manzara

Manzara

Eşref Üren Peyzaj

Peyzaj

Eşref Üren Ulus'ta Türk Kahvesi

Ulus’ta Türk Kahvesi

Eşref Üren Vazoda Çiçekler

Vazoda Çiçekler

Kaynakça

Türk Plastik sanatçıları Ansiklopedisi, Nüzhet İslimyeli

Gelişim Hachette, Alfabetik Genel Kültür Ansiklopedisi

Share this story

btt